<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527</id><updated>2011-04-21T21:49:35.774+03:00</updated><category term='Siyase'/><category term='Siyaset'/><title type='text'>Düşünce Gazetesi</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>36</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-2667998337738533099</id><published>2009-02-16T00:30:00.005+02:00</published><updated>2009-02-16T00:37:26.645+02:00</updated><title type='text'>Ve Kılıçdaroğlu başkan seçilir...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SZiZEh843KI/AAAAAAAACUo/30tfFhEXeLc/s1600-h/kemalkilicdarogludenizbaykalgurseltekin.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303156864341040290" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 299px; CURSOR: hand; HEIGHT: 204px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SZiZEh843KI/AAAAAAAACUo/30tfFhEXeLc/s320/kemalkilicdarogludenizbaykalgurseltekin.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdi karşınıza çok farklı bir yerel seçim senaryosu ile çıkacağım. 29 Mart seçimlerinden sonra CHP adayı Kağıttepe’li adayı Sayın Kılıçdaroğlu şehrin 21. Belediye Reisi unvanını almış. Seçim sonuçlarının gece 01:00 sularında netleşmeye başlamasından sonra toplanan kalabalığa hitap eden müstakbel başkan, CHP zihniyetinin İstanbul’a hâkim kılmak için elinden geleni yapacağını söz verirken RP, FP ve AKP’nin izlerini şehirden tez zamanda sileceğinin de lafın arasına sıkıştırıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Başkanlığının ilk gününde A.N.Sezer’e özenen Sayın başkan bindiği taksi şoförüne kendini tanıtmamış, ama AK Partiye oy veren taksici nezaketle “hayırlı olsun başkanım” demekten kendi alı koyamamıştır. Tebessüm eden başkan çek evladım Avcılar’ a der. Sabah mekânında ilk görüntüyü almak için mesainin başlaması ve başkanın gelmesini bekleyen gazetecilerin homurtularından sıkılan CHP il başkanı cebinden başkana ulaşır ve “neredesin Kemal?” sorusuna aldığı “geliyorum yoldayım” cevabı ile rahatlar. Ancak aradan geçen 20 dk. Ya rağmen halen makamına gelmeyen başkanı tekrar arayan Tekin aldığı “geliyorum Gürsel” dedikten sonra taksiciye “neredeyiz evladım?” diye sorar ve aldığı cevabı duyan Gürsel Tekin şoka uğrar. Çünkü taksici 10 dk. Sonra Avcılar’ dayız demektedir. Gazetecilere ne söyleyeceğini düşünen Gürsel Tekin biryandan da Allah’ım neden ben değildim diye söylenmektedir. Bekleyen gazetecilere başkan önemli bir randevusuna gitti ama kısa sürede burada olacak der ve başka bir odaya gider.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Yalnız bir odadan başkanı yeniden arayan Tekin, Kemal şimdi taksiden in ve Metrobüse bin ve Topkapı’ya en yakın yerde in ve oradan bir taksiye bindikten sonra Saraçhane’ye gel diye birazda sesini yükselterek talimatlarını verir. Söyleneni yapan başkan Metrobüse bindiği zaman modern şehirle ilgili ilk şoku yaşamıştır. Seyahat süresinin kısalığı ise ayrı bir şoktur tabi başkana. Belediye başkanı ile aynı Metrobüse başkan ile binen halk ayrı bir şaşkınlık ve sandıkları üzere olmasa da mütevazı tavrı kendi aralarında takdirle karşıladılar.&lt;br /&gt;Başkanın ilk gününü gizli kamera çekimi ile kayda alan “yandaş medya” başkanın Avcılar’ dan dolaşarak makamına varmasına bir anlam verememiş olsa gerek makamdaki arkadaşlarından aslında başkanın oraya gitmek istediğini öğrenmişlerdi. Bu durumu anında flaş haber olarak duyuran televizyon yayınlarının bir tanesine şahit olan Gürsel Tekin telefon görüşmesinden 30 dakika sonra makamında olan başkanı “ne yaptın Kemal” diye karşılar.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İşte böylesine birine dünya güzeli şehrimizi emanet ettikten sonra ne yaptın Erol, Hakan, Kemal, Ayla, Fatma dememek için oy verirken bir daha düşünün. 4.Levent’te bulunan ve satışı arapsaçına dönen İETT arazisini Taksim’de sanan, İstanbul’da yolunu yanındakiler olmasa bulamayacak, millete çamur atma üzerine siyasi kariyerini bina eden, en çok zarar eden devlet kurumunun genel müdürü unvanını koruyan birini başkan görmek ister misiniz? Seçim propagandası boyunca hiçbir somut proje dillendirmeyen, sadece laf üreten, İstanbul'a değil, kendine ve partisine bile yabancı biri bu şehri yönetmek için acaba ne kadar ehil? İyi düşün İstanbul, geçmişi hatırla ve kaybedecek bir dönemin daha olmadığını unutma. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-2667998337738533099?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/2667998337738533099/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=2667998337738533099' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/2667998337738533099'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/2667998337738533099'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2009/02/ve-klcdaroglu-baskan-secilir.html' title='Ve Kılıçdaroğlu başkan seçilir...'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SZiZEh843KI/AAAAAAAACUo/30tfFhEXeLc/s72-c/kemalkilicdarogludenizbaykalgurseltekin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-1074712989863149688</id><published>2009-01-29T23:44:00.005+02:00</published><updated>2009-01-30T00:36:26.713+02:00</updated><title type='text'>Diplomasi mi? Doğrular mı?</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SYIkTT8wJxI/AAAAAAAACSE/WAm2ehUjc0g/s1600-h/299592.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5296836025932326674" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 245px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SYIkTT8wJxI/AAAAAAAACSE/WAm2ehUjc0g/s320/299592.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İsrail Devleti’nin Gazze’ de uyguladığı vahşeti taraflı tarafsız herkes en şiddetli şekilde protesto etti. En sağcısı ile en solcusu aynı meydanda lanetledi bu insafsız saldırıları. İsrail’in dünyanın gözlerinin içine bakarak yalan söylediğini ve bu insanları, kundaktaki bebekleri, tekerlekli sandalyedeki yaşlıları, anneleri nasıl hunharca öldürdüğünü seyrettik. Dünya liderlerinin kiminden rutini aşmayacak tepkiler geldi bu saldırılara, kiminden ise beklendiği üzere desteklemeyen ama karşıda çıkmayan açıklamalar geldi. Dünyada sadece bir ses gerçek anlamda duyarlı, farklı, haklı, dik, insanı, tarafsız, duygusal, somut ve sayamayacağım birçok iyi methiyeyi hak eden bir üslupta çıktı. O kişi elbette ki tahmin edeceğiniz üzerine Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dı. Üstelik yıllar yılı İsrail’den çekinen, yaptığı her türlü hukuksuzluğa halkının tepki vermesine rağmen sessiz bir devlet çizgisinden dışarı çıkamayan ve verdiği tepkilerden de kısa sürede çark eden, ancak şanlı bir geçmişe sahip ve BM’de sınırları çizili olmayan tek devletin vatandaşlarının yaşadığı toprakların tapularını devlet arşivlerinde muhafaza eden ülkenin yani Türkiye’nin en tepesindeki kişisinden çıkmıştı bu ses. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Dünya Ekonomik Formu kapsamındaki Gazze için barış konferansını işlerim sebebiyle radyodan dinliyordum. Nobel barış ödülü sahibi Şimon Peres’in sesinin tonundan ve konuştuğu perdeden gergin bir ortam olduğu aşikardı. Sonradan televizyonda da seyrettiğimde teyit ettim ki her sözünü Erdoğan’ın gözlerinin içine bakarak söylüyordu. Dünyada saldırılara gelen tepkilere de aynı sertlikte yanıt vermiş ve muhataplarını bu şekilde sindirebilmişlerdi. Ne yalan söyleyeyim konuşmasındaki kararlılık söylediklerinin tümüyle temelsiz en hafif deyimi ile uydurma olduklarını gizleyen nitelikteydi. Her şey buraya kadar Peres’in istediği gibi gidiyor ve dünyanın gözü önünde caniliklerine en çok tepki gösteren Türkiye Başbakanını sindirmiş olduğunu varsayıyordu. Ancak hesap etmediği şey bu Başbakan yaşlı Peres’in gördüğü diğer Başbakanlara benzemiyordu. Zaten Erdoğan’ın hem adaletsiz oturum yönetmesi hasebiyle moderatöre, hem de yüksek ses tonu ve yalanlarla dolu konuşması sebebiyle Peres’e tepkisi çok daha sert olmuş ve o anda Peres’in zaferden pırıldayan gözleri donmuş kalmıştı. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Erdoğan’nın oturumu terk etmesinden sonra haber televizyonlarını sırayla dolaştığım zaman gördüğüm manzara tek ses şeklinde Başbakanın oturumu terk etmesinin devlet ciddiyetinden uzak, Milliyet gazetesinden Kadri Gürsel’in yorumu ile bu yükü kaldıramadığını düşünen, Onur Öymen’ in söylemi ile Türkiye’nin başını yakacak nameleri duyuluyordu. Bu yorumların hepsinin ortak paydası kendisine, halkına, devletine güvensizliğin okumakla ve sosyal statü ile ilgisinin olmadığıydı. Bu yorumları yapanlar &lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SYIswRwsZaI/AAAAAAAACSM/HrM4ek0F4gg/s1600-h/299596.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5296845319654106530" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 209px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SYIswRwsZaI/AAAAAAAACSM/HrM4ek0F4gg/s320/299596.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Peres’ in konuşmasını hiç mi seyretmediler/dinlemediler ki bu kadar insafsız olabiliyorlar. Neden dünyada hep en son sözü İsrail söylemek zorunda, neden buna kendilerini bu kadar inandırmışlar diye düşünürken son dakika gelişmesi olarak Peres’in Erdoğan’ı arayarak sesinin yükselmesinin sebebini kendisine ya da Türkiye’ye karşı olmadığı yönünde telefon görüşmesi geçti alt yazıda. Benimle birlikte bu altyazıyı takip eden bu olumsuz yorum sahipleri acaba ne düşündüler acaba. Düştükleri duruma kraldan fazla kralcılıkta diyebilirsiniz, prensiplerinin değil güçlünün yanında olma psikolojisi de diyebilirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Başbakanın verdiği tepki elbette sertti. Kabul ediyorum ki diplomatik tahammüllere tamamen tersti. Hatta belki de fazlasıyla duygusaldı. Ama neresinden bakarsanız bakın haklıydı, yerindeydi. Alışılmamış olması yanlış olduğu anlamına gelmez. Dünya artık diplomatik dilin yalan üzerine bina edilmediği, güçlünün her zaman haklı olmayacağı, temel insan haklarının ekonomik durum ya sosyal statü ile ilgisinin olmadığı yeni dış ilişkiler düzenine hazırlıklı olmalıdır. Arabuluculuk Mısır’ın yaptığı gibi sende haklısın sende demekle değil, haksıza haklı olduğunu arkasından ayak oyunları ile değil, direk muhatabına ve yüz yüze aracısız söyleyebilecek cesareti olanların işidir. Müslüman kardeşiniz açken siz tok yatamazsınız diyen Hz. Peygamberimizin ümmetinden olacaksınız, sınırdaşınızın bırakın açlığı her gün tonlarca bomba yağan kundaktaki bebekleri öldüren zalimlerden tırstığınız için sınırlarınızı açamayacaksınız. Ve bundan da tek kazanımınız sus payı olarak ABD’den aldığınız yıllık 3 milyar dolarlık destek, sınırsız ihracat vizesi ve Peres’ten büyüksün Başkan Mübarek övgüsü olacak. Dünyada bu kadar tepkisizlik varken Erdoğan’nın gür sesi ve tepkisi elbette şaşkınlıkla karşılanacaktır. Ama ey siz ürkekler ve titrekler bunada alışın. Diplomasinin dili yeniden yazılıyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Not: Eminim Başbakanımızın tepkisi ve benim yazımdaki tepki tüm Yahudi ırkına değil, sadece İsrail devleti politikalarına ve onu destekleyen dünya devletlerinedir. Gayri İslami dünyada İslam fobisi ne kadar yaygınsa aynı tehlike İslam dünyası içinde Anti semitizm içinde geçerlidir. O nedenle tepkilerimizde ölçülü ve makul olmalıyız. Bizde asla onlar gibi olmayalım ki zulüm yapanlarla aynı safta görülmeyelim. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-1074712989863149688?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/1074712989863149688/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=1074712989863149688' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/1074712989863149688'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/1074712989863149688'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2009/01/israil-devletinin-gazze-de-uyguladg.html' title='Diplomasi mi? Doğrular mı?'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SYIkTT8wJxI/AAAAAAAACSE/WAm2ehUjc0g/s72-c/299592.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-8360302173165238700</id><published>2009-01-28T23:33:00.004+02:00</published><updated>2009-01-28T23:44:45.403+02:00</updated><title type='text'>CHP/Baykal kurnazlığı</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SYDQZ1aGFKI/AAAAAAAACR0/6azRZoWv4UM/s1600-h/kk.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Siyaset sahnesinde türlü ayak oyunları görmeye alışığızdır. Özellikle Deniz Baykal’ın son hamlesi öylesine zekâ pırıltıları taşıyor ki görmezlikten gelemeyeceğim. 29 Mart yerel seçimleri öncesinde Ak Parti karşıtları ortaklaşa olarak Ankara ve İstanbul için aday arayışına girdiler. İstanbul adayı için adı geçen Ercan Karakaş’ın adaylığının açıklanmasına kesin gözle bakılırken ani bir manevra ile son dönemde Ak Partinin korkulu rüyası olarak algılana&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SYDRA-RA4TI/AAAAAAAACR8/AJmW7QMJa6g/s1600-h/kb.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5296462976432267570" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 187px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SYDRA-RA4TI/AAAAAAAACR8/AJmW7QMJa6g/s320/kb.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;n Kemal Kılıçdaroğlu’ nun adı açıklandı. Bu aday değişikliğini kesinlikle daha güçlü bir isim olması hasebiyle yapıldığını düşünenler olabilir. Ancak ben adayın ilk açıklanmasından itibaren Deniz Baykal’ın geçmişten gelen sabıkasından da destek alarak Kılıçdaroğlu’ na patron benim demek istediğini anlamıştım. Benzer dersleri etrafındakilere daha önce çok defa yapmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taraflı tarafsız tüm İstanbulluların yaptığı hizmetlere gıpta ile bakılan Topbaş’ın karşısına en gözde prensini çıkararak alacağı yenilgi sonrası geri çekileceğini düşünüyor olmalı. Seçimi kaybeden siyasilerin yaptıkları gibi uzunca bir süre geri çekilecek bu süre içerisinde Baykal borusunu öttürmeye devam edecektir. Ben bu oyunu daha adının ilk dile getirdikleri zaman kesinlikle karşı çıkan Kılıçdaroğlu’ nun da farkında varmış olduğu anlaşılıyordu. Bu biraz içerisine düşürülmek istediği durumu tahmin etmesinde, birazda kronik CHP hastalığı olan kronik iktidar ya da sorumluluk sendromu olabilir. Şimdi Kılıçdaroğlu’ nun hiçbir sorumluluğu yok. Bol keseden millete sorumsuzca çamur atabiliyor. Tabir yerindeysen sırtında kıpırdamasına engel olacak bir yumurta kesesi yok. Ama belediye başkanı olduğu zaman ya da başka bir sorumluluğu olduğu zaman eleştiriye daha açık ve daha göz önünde olacaktır. Tabi bu durum işine gelmiyordu. Ama partisinden gelen baskılara (gazlara) boyun eğdi ve siyasi yaşamında büyükçe bir hata yaptı. Ben CHP zihniyetinin yeni bir Karayalçın çıkardığını düşünüyorum. Herkes için hayırlı olsun.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-8360302173165238700?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/8360302173165238700/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=8360302173165238700' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/8360302173165238700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/8360302173165238700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2009/01/chpbaykal-kurnazlg.html' title='CHP/Baykal kurnazlığı'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SYDRA-RA4TI/AAAAAAAACR8/AJmW7QMJa6g/s72-c/kb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-8647123064302302585</id><published>2009-01-15T00:20:00.005+02:00</published><updated>2009-01-15T00:50:59.961+02:00</updated><title type='text'>Tuncay Güney'in 2001 yılındaki sorgusu</title><content type='html'>Başka ülkelerde aylarca tartışılabilecek konular Türkiye'de sadece bir günde konuşuluyor. Hakkında çok konuşulan gazeteci, haham, Jitemci, Mitci ve daha neler neler olan Tuncay Güney'in 2001 yılındaki sorgusunun yayınlanan kasetleri ciddi ses getirdi. Kasetlerin tamamını seyrettim. İddialar gerçekten çok ciddi. 2001 yılında Ergonekon Terör Örgütü'nün nasıl bir yapılanmaya sahip olduğunu anlatan Güney, günümüzde yaşananları doğrular ve gelecekte yaşanabileceklere ışık tutan laflar etmiş. İster meczup diyin ister derin kişi çok ciddi bilgilere sahip olduğu ve daha çok kişiyi yakacağı anlaşılıyor. Sorgu ile ilgili yorumlarımı daha sonra siz değerli okuyucularım ile paylaşacağım. Şimdilik sizinde incelemeniz üzerine sorgu videolarının linklerini aşağıda sizinle paylaşmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp?CatID=3&amp;cbVideo=9913&amp;cbQuality=1"&gt;1. Video&lt;/a&gt;: Tuncay Güney'in 2001 yılındaki polis ifadesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp?CatID=3&amp;cbVideo=9914&amp;cbQuality=1"&gt;2. Video&lt;/a&gt;: Tuncay Güney: Veli Küçük ile Turan Yazgan'ın ilişkisi vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp?CatID=3&amp;cbVideo=9915&amp;cbQuality=1"&gt;3. Video&lt;/a&gt;: 'Perinçek, PKK'nın Türk gladyosu içindeki adamı.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp?CatID=3&amp;cbVideo=9916&amp;cbQuality=1"&gt;4. Video&lt;/a&gt;: 'Kimse G.Doğu'da kalmak istemezdi ama Cem Ersever orada kaldı.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp?CatID=3&amp;cbVideo=9917&amp;cbQuality=1"&gt;5. Video&lt;/a&gt;: Tuncay Güney, Özdemir Sabancı cinayetini anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp?CatID=3&amp;cbVideo=9918&amp;cbQuality=1"&gt;6. Video&lt;/a&gt;: 'Veli Küçük'ün gazete istemesi üzerine Cumhuriyet Gazetesi gündeme geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp?CatID=3&amp;cbVideo=9919&amp;cbQuality=1"&gt;7. Video&lt;/a&gt;: Tuncay Güney Susurluk içindeki ilişkileri anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp?CatID=3&amp;cbVideo=9920&amp;cbQuality=1"&gt;8. Video&lt;/a&gt;: Tuncay Güney, uyuşturucu ticareti ve Kısmetim-1 gemisini anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp?CatID=3&amp;cbVideo=9921&amp;cbQuality=1"&gt;9. Video&lt;/a&gt;: Tuncay Güney, Ergenekon'un çekirdek kadrosunu anlatıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-8647123064302302585?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/8647123064302302585/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=8647123064302302585' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/8647123064302302585'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/8647123064302302585'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2009/01/tuncay-gneyin-2001-ylndaki-sorgusu.html' title='Tuncay Güney&apos;in 2001 yılındaki sorgusu'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-4900625414170213573</id><published>2009-01-11T02:00:00.002+02:00</published><updated>2009-01-11T02:14:08.772+02:00</updated><title type='text'>Cüppeliler, kisveliler, üniformalılar ve diğerleri</title><content type='html'>Gen. Kur. Başk. İlker Başbuğ’un Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile yaptığı gündem dışı ve olağanüstü görüşmelerde konuşulan konuların neler olduğu www.tsk.mil.tr internet sitesinde yapılan açıklamada “gündemdeki konularla ilgili görüşlerimiz aktarılmıştır” diyerek Ergenekon Terör Örgütü soruşturması kapsamında gözaltına alınan muvazzaf ve emekli askerlerin durumları ile ilgili olduğu anlaşılmaktaydı. Ertesi gün bazı gazeteler kulis bilgisine dayanarak bu görüşmelerde Başbuğ’un ilgili soruşturma kapsamında silahlı kuvvetler mensuplarının ifadesi alınması gerekiyorsa gözaltına alınmak yerine davet usulü ile alınması, ifade alınmasından sonra suçlu olma olasılığının yüksel olmasına kani olunursa da tutuklanıp ceza evine konulması yerine gözetim altında tutulması yönünde taleplerini ilettiğini öğrendik. Üstelik bunu Türk askerinin şerefini muhafazası için talep etmişti. Anayasamızdaki eşitlik ilkesinin bazıları için işlemediğinin son vesikasıydı bu durum. Daha önce devlet memurları için yapılan anayasa değişikliğinin Anayasa Mahkemesi tarafından tüm vatandaşlar eşittir ama memurlar daha eşittir diyerek bozmuştu. Yasa tanımazlığın son örneği işte bu görüşmeler olmuştur. İster rica olsun isterse de emir, madem yargı bağımsız nereden çıktı bu görüşme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bize Milli Güvenlik Kurulu eski Gen. Sekreteri emekli Org. Tuncer Kılınç’ ın salıvermesini hangi yasa ile izah edeceksiniz. Ve bu görüşme sonrası halen tutuklu bulunan Tolon ve Eruygur paşaların yarın salıverilmeleri durumunda beni hukukun üstünlüğüne kim ve nasıl ikna edecek. Hukuka saygılı olma konusunda mangalda kül bırakmayan köşe yazarları ve aydıngiller bakalım bu durumu nasıl izah edecekler. Ya da her zaman yaptıkları gibi sessiz kalma haklarını kullanıp böyle karmaşık dönemlerde yaptıkları gibi Nişantaşı semtindeki kahvehanelerini ya da çocuklarında yaşadıkları aşkları mı yazacaklar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkede dokunulmazlığın sadece milletvekillerinde olduğunu düşünenler sanırım artık gerçeği görmeye başlamışlardır. Asıl dokunulmayanlar cüppeliler, kisveliler ve üniformalılardır. Gerisinin alayına dokunabilirsiniz. Bir işçi çocuğuysanız ve baklava çaldıysanız onlarca yıl hapis yatmak size reva görülebilirken, devletin bölünmez bütünlüğüne ve seçilmiş hükümetine kastedecekseniz tutuklanmanıza bile gerek olmayabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi bu iltimas sadece yüksek rütbeli subaylara tanınıyor. Daha düşük rütbedeki askerler muvazzaf olsalar da mahkûmiyetten kurtulamıyorlar. Bizde elbette şerefli ordumuzun itibarına helal gelsin istemeyiz. Lakin helal gelmemesi için yapılan bu türlü eylemler amacı hükümsüz kılmakta, fayda yerine zarar getirmektedir. Sarı zeybek ve Ay ışığı darbe girişimlerini planlayanlar sadece o zamanın muvazzaf şimdinin emekli paşaları mı? Bence hayır? Halen görevde olup bu düşüncelere sahip olan ve hatta düşünceden öte eylem içerisinde olanlarda vardır. İşte bu memleket bağırsaklarını asıl onlardan hesap sorduktan sonra temizleyebilecektir. Ve şerefli ordumuz asıl o zaman katbekat itibar kazanacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madde 10 – Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun  önünde eşittir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-4900625414170213573?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/4900625414170213573/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=4900625414170213573' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/4900625414170213573'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/4900625414170213573'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2009/01/cppeliler-kisveliler-niformallar-ve.html' title='Cüppeliler, kisveliler, üniformalılar ve diğerleri'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-4662100254608487658</id><published>2008-12-28T22:36:00.004+02:00</published><updated>2008-12-29T01:03:04.353+02:00</updated><title type='text'>Ekonomik kriz ve kapitalizm.</title><content type='html'>Son dönemde yaşadığımız mali ve iktisadi krizle birlikte yaşamımızı şekillendiren kapitalist düzeni sorgular olduk. Özellikle köşe yazarlarımız bu konuda çok güzel ve okumaya değer görüşler dile getiriyorlar. Yazılarda hâkim görüş kapitalizmin miadını tamamladığı yönünde. Mevcut düzende kaynaklar adaletsiz şekilde dağıtılmasından yola çıkılarak kapitalizmin kötü bir düzen olduğunu düşünürsek pekte haksız sayılmayız. Ancak teşebbüs hürriyetini sakıncalı bularak eleştiriyorsak çağdaş düzene ters düştüğümüz bir gerçektir. Zira kaynakların devlet eliyle dağıtıldığı ülkelerin en fazla 40-50 yıl bu duruma tahammül edebildikleri ve kendi içlerinde evirilerek özel teşebbüsten medet umduklarını görüyoruz. Koskoca Rusya bu konudaki en güzel örnektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşanılan bunca olumsuzluktan tek çıkaracağımız ders kapitalizm kötüdür gibi basit bir sonuç olmamalıdır. Kapitalizmde demokrasi gibi ekonomik düzenler içerisinde kötülerin en iyisidir. Kapitalizmin alternatifinin sosyalizmin olamayacağı anlaşıldığından dolayı bu konuya çok fazla girmeyeceğim. Son zamanlarda bu konuda okuduğum yazılar içerisinden en değişik ve akla yatkın görüşler gazeteci yazar Mustafa Akyol tarafından dile getirilmiştir. Kapitalizmin olumlu yönlerini İslam değirmeninde öğütüp, ahlak tornasından geçirdikten sonra en zararsız haliyle nasıl uygulanacağını genel çerçevesiyle çizmiştir. Kapitalist anlayışı eleştirirken ahlaksızlıkları hep örnek gösteriyoruz. Oysaki ahlaksızlığın olduğu her düzen yıkılmaya ve insanların başlarına bela olmaya mahkûmdur. Dolayısıyla bu kapitalizme has bir özellik değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.mustafaakyol.org"&gt;Mustafa Akyol’un &lt;/a&gt;yazılarında belirttiği şekilde bir İslam kapitalizmi mümkün mü? Bunu bilmiyorum. Çünkü geçmişte bu anlamda birçok deneme olmuştu. Misal Ortadoğu da bulunan devlet düzenlerinin  üzerleri İslam etiketini taşımaktaydı. Gerçekten İslami bir düzen var mıdır? Bunu gerçekten tartışmak gerekiyor. Türkiye olarak şu anda dünyada genel kabul görmüş ilkeleri ile kapitalizmi tatbik ettiğimizin en güzel ispatı küresel krizden aynı anda zarar görmemizdir. Bu yaşam tarzını, ekonomik düzeni alışageldiğimiz şekilde siyah ya da beyaz görmek yerine olumlu yönlerini İslam anlayışı ile birleştirecek olursak sanırımın başarabiliriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olmayan parayı harcamak, paranın değerini ayak oyunları ile yükseltmek ya da düşürmek, olmayan parayı borç vermek ve alanında kazanmadığı paradan faiz vermeyi taahhüt etmesi gibi bir düzine saçmalıktan sonra zaten bir kriz kaçınılmazdı. Dünya üzerinde değeri trilyon dolarlarla zikredilen kirli fonların varlığı sadece döndükleri ülkeleri değil tüm düzeni tehdit ettiğini başta Dünya Bankası yetkilileri olmak üzere birçok dünya hükümeti dil getirmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin tüm ipleri ve dolayısıyla krizin tüm faturasını üstlenerek yola devam edilmesi kesinlikle izlenmesi gereken doğru yöntem değildir. Olması gerektiğini düşündüğüm yol ise devletin piyasa üzerindeki fonksiyonu eskisinden daha fazla yetkilerle düzenleyici fonksiyonlarla donatılması olacaktır. Devletin ya da herhangi bir otoritenin düzenlemediği ekonomilerin ne denli tehlikeli olduğu şimdi görülmektedir. Krizin bedelini herkes az ya da çok ödedikten sonra umarım ders çıkartırız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-4662100254608487658?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/4662100254608487658/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=4662100254608487658' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/4662100254608487658'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/4662100254608487658'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/12/ekonomik-kriz-ve-kapitalizm.html' title='Ekonomik kriz ve kapitalizm.'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-6941585076829887792</id><published>2008-12-23T00:43:00.005+02:00</published><updated>2008-12-23T01:04:50.753+02:00</updated><title type='text'>Ermeni Tehciri ve Özür Girişimi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SVAZ2nozqDI/AAAAAAAAB9M/Md1jEEW5hlw/s1600-h/tehcir.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 236px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SVAZ2nozqDI/AAAAAAAAB9M/Md1jEEW5hlw/s320/tehcir.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5282750789049362482" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;1914 yılında yaşananları resmi politikamızın dışına çıkarak tarafsız değil ama tutarlı bir gözle değerlendirecek olursak iki taraf içinde ciddi acıların yaşandığını kabul etmek gerekiyor. Ermeni çetelerinin Rus birlikleri ile iş birliği yaparak Anadolu ve Azerbaycan topraklarında Türk değil ama Müslüman oldukları için öldürülen binlerin belgelerinin Rus ve Amerikan arşivlerinde olduğu bu konuya bu gözle bakanların beyanlarından anlaşılmaktadır. Aynı şekilde bu yaşananların intikamı için bölgede yaşayan halkında mukabil hareketlere girişmemesini beklemek saflık olurdu. Ve dahası tehcir sırasında da dönemin ve mevsimin şartları gereği yine binlerce Ermeni’nin öldüğünü de kabul etmeliyiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşanılan bunca üzüntülü olaydan dolayı sadece özür dilemek yeterli gelmez. O günlerin tekrarını engellemek için tarihten ders çıkarmak gerekmektedir. Anadolu topraklarında o dönem emelleri olan Avrupa devletleri tarafından işgal edilmiş halini Rusya kendisine karşı bir tehdit olarak görmekteydi. 1. Cihan Harbinden mağlup çıkan Rusların komşu olmak isteyecekleri en son ahali Avrupa ahalisiydi. Bu nedenden dolayı ülkede huzursuzluk çıkarmak için Ermenileri kullandılar. Ermenilerde bağımsızlık hayalleri içerisinde önce Fransızların, sonrasında da Rusların kucaklarına oturmaktan imtina etmediler. Hal böyleyken Osmanlı’da böylesine bir durumda ülke topraklarının bütünlüğünü korumak adına tehcirden başka bir yol bulamamıştır. Kabul edilmelidir ki o dönemde Anadolu’da Ermeniler kadar ve hatta daha fazla sayıda Müslüman nüfusu vardı. Aynı Musul’da ki bir avuç Hıristiyan için Misak-i Milliye ters Milletler Cemiyeti kararına boyun eğmek zorunda kaldığımız gibi, tehcir olmasaydı benzer bir durum sebebiyle Doğu Anadolu’da da aynı ahval ile muhatap olacaktık. O durumda yaşanılan acılar emin olunmalıdır ki tehcirdekinden çok dahi vahim olacaktı. Sadece bu açıdan bakıldığı zaman bile tehcirin aslında lüzuma binaen yapıldığı sonucu ortaya çıkar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görülüyor ki aslında bu mesele Ermeniler ile Osmanlı arasında değil, Rusya ile &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SVAaBJtZGSI/AAAAAAAAB9U/dkBZiS3zxxA/s1600-h/tehcir+kanunu.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 243px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SVAaBJtZGSI/AAAAAAAAB9U/dkBZiS3zxxA/s320/tehcir+kanunu.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5282750969994090786" /&gt;&lt;/a&gt;Avrupa, Rusya ile Osmanlı, Osmanlı ile Fransa arasındaki uyuşmazlıklardan ileri gelmiştir. Bu acıların tekrar etmemesi için meselelerimizi aracısız olarak Ermenilerle konuşabilmeli, ön kabulsüz siyasi ilişki kurabilmeliyiz. Komşularımızla sıfır sorun düsturu ile hareket eden Ak Parti hükümeti bunu başarmıştır. Ortak tarih kurulu kurulması, karşılıklı arşivlerin açılması, Cumhurbaşkanımızın maç vesilesi ile yaptığı ziyaret bu olumlu adımlara örnek gösterilebilir. Tarihte yaşanılanlar her ne şekilde cereyan etmişse etsin artık önümüze bakmalıyız. Nasıl ki Kurtuluş Savaşından hemen sonra savaştığımız devletlerle sırasıyla Rusya, İtalya, Yunanistan ile saldırmazlık anlaşmaları ile başlayan bir normalleşme süreci yaşandı, aynı durum Ermenistan ile de pek tabi yaşanabilir. Zaten şimdiye kadar böyle olmaması büyük bir kayıptır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunca yaşanılan olaydan ders çıkarmayarak madem bazı aydınlarımız Ermenilerin yaşadıklarından üzüntü duyuyorlar, bırakalım bu üzüntülerini fikir hürriyeti bağlamında ifade etsinler. Bu bize bırakın dış politikamızda puan kaybettirmeyi, özgür tartışma ortamı vesilesi ile artı değer bile kazandırır. Bu girişimi fikir hürriyeti olarak değerlendiren Sayın Gül’ün tavrını girişime zımnen verilmiş bir destek gibi gösterilmesi iyi niyetle düpedüz körlük ya da Cumhurbaşkanımızı itibarsızlaştırma oyunun bir parçası olabilir. Özür dileyenlerin özründen rahatsızlığınız varsa onlar özür diliyorlarsa sizde karşı tezinizi ortaya dökersiniz Aynı emekli büyükelçilerimizin yaptığı gibi. Kimseyi vatan hainliği ile suçlayarak bir yerlere varamazsınız. Bu kadar yazıyı yazdıktan sonra özür girişimi ile ilgili görüşüm yersiz olsa da anlamlı bulduğum yönündedir. İnsani yönüm nerede ve nasıl yaşanırsa yaşansın ve kim muhatap olursa olsun, ölüm ve acı bize hüzün veriyor. Engel olamadığım tüm acılar için zulüm görenlerden özür diliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-6941585076829887792?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/6941585076829887792/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=6941585076829887792' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/6941585076829887792'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/6941585076829887792'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/12/1914-ylnda-yaananlar-resmi-politikamzn.html' title='Ermeni Tehciri ve Özür Girişimi'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SVAZ2nozqDI/AAAAAAAAB9M/Md1jEEW5hlw/s72-c/tehcir.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-4565489012110573644</id><published>2008-12-07T01:35:00.005+02:00</published><updated>2008-12-07T01:59:49.004+02:00</updated><title type='text'>Tasta aynı CHP'de</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/STsM_R6dMCI/AAAAAAAABtU/kHCjn9IL32E/s1600-h/turbanchpyegirdiddd.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 167px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/STsM_R6dMCI/AAAAAAAABtU/kHCjn9IL32E/s320/turbanchpyegirdiddd.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276825669674545186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kasım ayı başında CHP İstanbul İl Başkanlığının organize ettiği partiye katılım töreninde pekte alışık olmadığımız bir tablo ortaya çıkmıştı. Çarşaflı ve türbanlı kadınlara parti rozeti takan Genel Başkan Deniz Baykal, üzerinden daha 1 sene bile geçmedi ki özgürlüklerle ilgili 2 anayasa değişikliği hakkında söylediklerini unutmuş olsun. Oradaki tablonun bir mizansen olmadığını varsayacak olursak tabiî ki mutaassıp olsun ya da olmasın türban, başörtüsü, çarşaf ve hatta isterse burka giysin insanların sadece kıyafetleri sebebiyle bir partiye/siyasi görüşe eğilimli oldukları ön kabulünde bulunmak züldür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bıyıkları üst dudağının üstüne geleni komünist, örtüsünü çene altından iğneyle bağlayana AKP’li, düğüm atana Alevi, Selamünaleyküm diyene dinci, merhaba diyene modern diye yaftaladığımız günümüzde bu hareket epeyce ilgimizi çekti. Ancak yalancı çoban misali bu rozet mevzuunda da eskiyi hatırladık ve altında bir çapanoğlu aradık. Diğerlerini bilmem ama benim hem çapanı hem de oğlunu bulmam çok uzun sürmedi. Grup toplantısında tek parti zihniyetinden arınmaktan bahseden Sayın Baykal, bu zamanda dahi cesaret edilmeyen işlere kalkışmış. Şöyle ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk zamanlarda gelen tepkileri “ne var bunda?” diyerek savuşturan Sayın Baykal artık gerçek niyetini gizlemiyor. Amaç muhafazakâr insanları Cumhuriyet değerleri ile barıştırmakmış. Şimdi ne var bunda canım diyebilirsiniz. Göbeği kaşıyan adam, bu millet oy kullanmayı bilmiyor, benim oyum nasıl bir çobanın oyuyla bir olur cümleleri her şeyi izah ediyor olsa da açıklamakta fayda var. Bu CHP zihniyeti içinde yaşadığını ve hatta içinden çıktığı toplumu hakir görme gibi bir gaflet içerisindedir. Bunu da Atatürk ilke ve inkılâplarını muhafaza etme kisvesi altında yapmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim demiş mütedeyyin insanların Cumhuriyetin değerleri ile sorunu olduğunu ki sen barıştırma niyetine girdin. Sen değil miydin ki her şeyi halka sormanın kargaşa çıkartacağını düşünen ve referandumdan öcü görmüşçesine kaçan. Şimdi nereden çıktı bu işler?  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bu eylemin öyle çok derin düşünülerek tasarlanmış bir toplum mühendisliği ürünü olduğunuda düşünmüyorum. Gayet acemice planlanmış, gelen tepkiler üzerine gittikçe batmaktan başka bir işe yaramayan, özrü kabahatinden büyük kabilinde yapılan açıklamalarla da izah edilemeyecek kadar vasat bir oyundur bu sahnelenen oyun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben aslında bu toplumun sosyal demokrasiye hüsnüzan içerisinde olduğunu düşünenlerdenim. Tek sorun CHP ve onun temsil ettiği statükocu zihniyeti. Biraz halkçı, sosyal ve demokrat olsalar başka bir şey yapmalarına gerek yok. Belki hemen iktidar olamazlar, ancak şu aldıkları oydan en az %10 – 15 daha fazla oy alırlar. Almasalarda adlarının hakkını  vermiş olurlar.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç: CHP halkı eğitilmesi ve ehlileştirilmesi gereken yabaniler olarak görüyor. Rozet taktıkları o insanları hiçbir zaman oldukları halleriyle orada barındırmayacaklar. Zaten sadece rozet takıp üye yapmamalarından da anlaşılıyor. Kendisi gibi olmayana ancak değişmesi koşuluyla tahammül ediyorlar. Siz milleti ehlileştirmeye (Cumhuriyet ilkeleri ile barıştırma) çalışacağınıza, önce milleti yabani hayvan gibi görmekten vazgeçiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-4565489012110573644?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/4565489012110573644/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=4565489012110573644' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/4565489012110573644'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/4565489012110573644'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/12/tasta-ayn-chpde.html' title='Tasta aynı CHP&apos;de'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/STsM_R6dMCI/AAAAAAAABtU/kHCjn9IL32E/s72-c/turbanchpyegirdiddd.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-6012760693667826025</id><published>2008-12-03T21:33:00.002+02:00</published><updated>2008-12-03T22:07:55.317+02:00</updated><title type='text'>Gündeme Dair...</title><content type='html'>CHP'nin yeni "açılımları"&lt;br /&gt;Doğan Medya Grubunun yeniden CHP'yi neden parlattığını anlamak için çok geriye bakmamak gerekiyor. Amaç Ak Parti'yi cezalandırmak ki bu süreç bana 28 Şubat sürecini hatırlatıyor. Bu parlatma politikasının bir parçası olarak gördüğüm çarşaf, türban, şalvar, kalpak vesaire açılımlara verilen medya desteğinide bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Siyasi olarak asla bağdaşmayacağım görüşleri olan Nejla Arat'ın bu konudaki sergilediği tutarlı görüşleri için tebrik ediyorum. Nur Serter'in ise aslında asıl amacının ne olduğu böylece anlaşıldı. Bunlar o kadar iki yüzlü ki (en hafif tarifle) geçmişte denilmeyecek kadar yakın zamandaki beyanlarına tezat eylemlerde bulunabiliyorlar. &lt;br /&gt;Herşeye rağmen yapılanın doğru olduğundan yola çıkarak en azından birşans vermek istiyorum. Bekleyeceğiz ve göreceğiz, umarım yanılırım. Eğer yanılırsam yine buradan itiraf etmekten çekinmeyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DTP'nin çatışma politikası&lt;br /&gt;Bu daha iyi günlerimiz diyorum. Seçim zamanı yaklaştıkça gerilimi daha da tırmandıracaklar. Ama bunu sadece Ak Partinin bölgede kuvvetlenmeye başlaması ile açıklamak doğru olmayacaktır. Terör örgütünün ilk kurulduğu zamanlarda (parti olduğu zamanlarda) ilk eylemleri yine içinden çıktıkları Kürt halkına karşı olmuştu. Şu anda yaptıklarıda bunun farklı bir şekli. Bölge ekonomisinin gelişmesini engelleyerek, turizmi sanayiyi, yatırımları engelleyerek aslında yine Kürt halkını cezalandırıyorlar. Bununun farkında değiller mi? Elbette ki farkındalar. Zaten amaçlarıda bu değil mi?&lt;br /&gt;Ancak bir gerçeğide görmemiz gerekiyor. Türkiye vatandaşlarının %5'i bu örgütle organik bağı olan DTP'yi oyları ile destekliyor. Bazıları oyları ile bazıları ise parası ve canı ile... Sonuç olarak bu eylimin temsilcisi beğensekte beğenmesek te bu böyle. DTP'yi aşağılayarak, onları başkalaştırarak ve izole ederek bu %5'in gönlünü kazanmak mümkün değil. Elbette bu partiyi muhatap alalım ve hatta pazarlık yapalım demiyorum. Bunu yapmadanda politika üretilebilir. Bunun örnekleri dünyada var. İspanya ve İrlanda bu konuda başarılı sayılabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alevi açılımları:&lt;br /&gt;Bu konuda daha önce görüşlerimi yine burada ifade etmiştim. Özetle Alevilik bir din değildir, dolayısıyla Cemevi ibadethane olmamalıdır. Zaten devlet gerçek laiklik çerçevesinden tüm inanışlara eşit mesafede olmalıdır. Bu inançlara İslam inancıda dahildir. Bazıları Alevili İslam inancı dışında görebilirler, katılmasamda ve teolojik olarakta mesnetsiz olsa da böyle düşünmelerine engel olamayız. Ancak bu mesnetsiz düşüncelerini devletin imkanları ile vücut etmelerinede seyirci kalamayız.&lt;br /&gt;Önceki yazımdaki sözlerimle son veriyorum görüşlerime;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Ak Partide bu oyuna alet olur ve ucuz oy kaygısı ile bu taleplere itibar ederse O vakit ilk yapacağım iştir Karacaahmet Cemevinde öğlen namazına durmak. Alevi okurlarım sakın bu söylediklerime alınmasınlar bu talebi iletenlerin ne camiyle işleri oldu ne de cemevleriyle. Maksat evvelden hasıldı, şimdi daha âyan oldu. Maksat farklılıklarımızın zenginliğimiz olmasına değil, birbirimizi boğazlama sebebimiz olmasıdır. Başta alevi kardeşlerim olmak üzere bu oyuna gelmeyelim. Sözü devletinde, diyanetinde (din) ortak değerlerimiz olduğunu hatırlatarak sonlandırıyorum.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda değerli okurlarımı ihmal ettiğimin farkındayım. Yoğun iş hayatıdır sebebi bu ilgisizliğimin. Umarım yakın zamanda daha fazla vakit ayırabilirim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-6012760693667826025?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/6012760693667826025/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=6012760693667826025' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/6012760693667826025'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/6012760693667826025'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/12/gndeme-dair.html' title='Gündeme Dair...'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-8664557978726910016</id><published>2008-10-04T23:29:00.009+03:00</published><updated>2008-10-06T01:08:58.099+03:00</updated><title type='text'>Bunlarıda konuşalım</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SOfUWv2ZvOI/AAAAAAAABs8/-v1kzZfTRh0/s1600-h/ÅŸehitler.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253400977617829090" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 490px; CURSOR: hand; HEIGHT: 77px; TEXT-ALIGN: center" height="85" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SOfUWv2ZvOI/AAAAAAAABs8/-v1kzZfTRh0/s400/%C5%9Fehitler.jpg" width="459" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; 22 Ekim 2007 tarihinde yapılan menfur Dağlıca baskını sonrasında yaşanılan Aktütün baskını ile şehit düşen 15 askerimiz, bizim bu işi daha ciddi düşünmemiz gerektiğini aklımıza getirdi. Bölgenin ne denli sarp dağlarla çevrili olduğunu görmek için derin coğrafya bilgisine ihtiyaç bulunmuyor. İsteyenler &lt;a href="http://maps.google.com/"&gt;http://maps.google.com/&lt;/a&gt; adresinde bölgenin yapısıyla ilgili bilgi sahibi olabilir. Çevre güvenliğinden önce, bu güvenliği sağlayacakların kendi güvenliklerini sağlamaları için bile uygun ortam bulunmuyor. Yazının tamamında yer alan resimlere bakacak olursanız bu denli stratejik bir konumda bulunan birliğin ne kadar harap ve güvenlikten uzak inşa edildiğini göreceksiniz. Gerçi bu yapılar inşa edilmiş bile sayılmaz. Olsa olsa oraya kurulmuş olabilirler. Çünkü hepsi sahra çadırı benzeri yapılar. Memleketin en çok terör saldırısına uğrayan birliğin böylesine bir yapıya sahip olmasına diyecek hiçbir söz yoktur. Bundan 2-3 bin yıl önce kaleler bina eden ecdadın hiç kafası çalışmıyormuş demek ki. Öyle ya çadır yeterli gelmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed width=”444″ height=”384″ align=”middle” pluginspage=”http://www.macromedia.com/go/getflashplayer” type=”application/x-shockwave-flash” allowscriptaccess=”sameDomain” name=”show” bgcolor=”#ffffff” quality=”high” src=”http://www.seekcodes.com/maplocator/show.swf?&amp;amp;baseURL=http://www.seekcodes.com/maplocator/&amp;amp;clickURL=http://www.seekcodes.com&amp;amp;clickLABEL=Map Located at SeekCodes.com&amp;amp;rect=off&amp;amp;w=444&amp;amp;h=384&amp;amp;address=%C4%B0STANBUL&amp;amp;index=%0D&amp;amp;title=&amp;amp;description=vatan%C4%B1m%C4%B1z%0D&amp;amp;zoom=15&amp;amp;marker=10027161&amp;amp;stroke=16776960″&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkede herkes yaptıklarından mesuldür ve günü geldiği zaman ama eğri ama doğru hesaba çekilmişlerdir. Ancak çoğu durumda olduğu gibi askerler bu hesap gününden hep muaf olmuşlardır. Onların kendi meclisleri, Danıştay’ı, Sayıştay’ı, Yargıtay’ı olmuş ve kendi adaletlerini kendileri dağıtmışlardır. Oysa bütün demokrasilerde adalet halkın adına yetki kullanan bağımsız mahkemeler tarafından dağıtılmaktadır. Orantısız güç kullanan, yolsuzluk yapan, örgüt kuran, silahını halka doğrultan, keyfi adam öldüren, görevini suiistimal eden bir sivilse en ağır şekilde cezalandırılırken, aynı suçları muvazzaf bir asker işlediği zaman çark başka taraftan işliyor. Ya da bize işletildiği söyleniyor. Şimdi kendimize sormamız gerekiyor bir müteahhidin yaptığı bina 15 sene içerisinde 5 defa yıkılsa, bir memur 5 defa rüşvet alsa, bir adam farklı zamanlarda 5 adam öldürse, müteahhidi kontrol etmeyen belediye başkanına, rüşvet alan memurun amirine, adam öldürülen yerin emniyet amirine hesap sorulmaz mı? Cevabı çok basittir. Elbette sorulur. Ancak 1992 yılından beridir 5 ayrı saldırıya maruz kalan, 45 vatan evladını kaybettiğimiz karakolda yeterli önlemi almayan bölük, tabur, tugay, garnizon, ordu, kuvvet komutanına neden hesap sorulmuyor. Dağlıca baskınının hemen sonrası tabur komutanının bir düğünde içkili alem yaptığı ifşa edildi. Peki, ne oldu bu komutana? Allah’a şükür terfii almadı. Velâkin yargılanmadı da. Sadece görev yeri değiştirildi. Sevsinler sizin adaletinizi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de askeri idare altına alması beklenen siyasetin bunu yapamayacağı aşikârdır. Çünkü siyasetin bir kanadı olan muhalefet demokrasiye inanmamakta, hükümetin ise buna mecali bulunmamakta. Mecal olsa da konjonktür müsait değil. Bunu yaparsa yine askerin kendisi yapar. Yürekli bir Genelkurmay başkanı bir gün çıkıp halkın adına tanzim edilen bu orduyu yine halkın kendisi denetler diyerek tabuları yıkması lazım ki bu düzen değişsin. İsti&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SOfU4uo_O5I/AAAAAAAABtM/Xf7cEDNk20Y/s1600-h/karakol.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253401561408682898" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="146" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SOfU4uo_O5I/AAAAAAAABtM/Xf7cEDNk20Y/s320/karakol.jpg" width="214" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;nye’de yapılan Amerikan konsolosluğunu düşünecek olursak adı kale olmasa da güvenlik açısından riskli bölgelerdeki yapılar çok farklı şekilde inşa edilmesi gerektiğini anlarız. Adı kale olmasa da stratejik binalar sağlam, ulaşımı zor, hakim konumda ve yüksek güvenlikte olmalıdır. Birde bizim namusumuzu koruyan sınır birliğimizin durumuna bakın. Bırakın sınırlarını, sınırındaki birliğini bile koruyamayan bir ülke asla güçlü bir ülke olmaz. Devlet düzenle tahsis edilir ve daim olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saldırının nedenlerini kısaca çözümlememiz gerekirse: Bölgemizde hakim güç olmamızı istemeyen odaklar bu saldırılara finansörlük ve yataklık etmeye devam edeceklerdir. ABD’de başlayacak başkanlık seçimi sonrası Başkan olmasına kesin gözle bakılan Obama’nın Irak’tan 16 ay içerisinde çekilmeyi planlaması, bölgenin yeniden asıl aktörlerine kalmasına neden olacaktır. Bu bölgede hakim güçler Türkiye, İran, İsrail ve kısmen ABD, İngiltere, Rusya, . Bunlar içerisinde bizim bölgede güçlenmemizi istemeyecek tek gün İsrail’dir. 1946 da Arapların geldiği gibi galeyana gelmeden tutarlı politikalarla lider ülke olma yolunda adımlar atmaya devam etmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Rabbimiz Şehitlerimize rahmet, kederli ailesine sabır, acılı milletimize ise itidal cemil niyaz etsin. (Amin)&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-8664557978726910016?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/8664557978726910016/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=8664557978726910016' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/8664557978726910016'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/8664557978726910016'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/10/birlik-olmak-m-sorumlular-aklamak-m.html' title='Bunlarıda konuşalım'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SOfUWv2ZvOI/AAAAAAAABs8/-v1kzZfTRh0/s72-c/%C5%9Fehitler.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-6941489243053230828</id><published>2008-09-25T23:35:00.006+03:00</published><updated>2008-09-25T23:52:48.663+03:00</updated><title type='text'>Konuşan (Boş) Türkiye</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Uzun bir süredir gündemi suni olarak meşgul eden CHP Grup Başkan Vekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat hakkındaki, uyuşturucu kaçakçılığı, hayali ihracat, vergi kaçakçılığı gibi iddia ve ithamlarının halkın huzurunda tartışılmasına şahit olduk. Tartışmayı her medya kuruluşu kendi gözüyle yorumladı ve çeşitli anketler yayın&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SNv5EYjAo3I/AAAAAAAABss/g4ea1_OeAFA/s1600-h/292375.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5250063644334531442" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SNv5EYjAo3I/AAAAAAAABss/g4ea1_OeAFA/s200/292375.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;ladılar. Bu anketlerde İktidar yanlısı ve karşıtı olan medyaların birbirleri ile hiç alakasız sonuçlar elde ettikleri gördük. Haber7’nin yaptığı ankette %82 Ak Parti haklı gösterilirken, Hürriyet internet sitesinde tam tezadı bir sonuç ortaya çıkmıştı. Böylelikle medyamızın bazı saygın kuruluşları tenzih ederek yandaş ve karşıt olarak ikiye ayrıldığının açık şekilde ispat edilmiş olmaktadır. Tartışmayı işim sebebiyle takip edemedim. Seyretmediğim bu tartışmanın kodlarını ATV, Kanal D, Samanyolu Haber, Star, Show TV ana haber bültenlerinden takip ettim. İnternet sitesindeki malum bölünmüşlük çizgisi burada da aynen kendisini gösteriyordu. Bu nedenle tartışmanın tamamını Ntvmsnbc video sitesinden izledim. Benim bu tartışma ve o tartışmadan gündeme gelen iddialar hakkındaki görüşlerim şöyledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Sayın Fırat’ın ortağı olduğu şirketi soruşturan açan müfettiş hakkında yapılan şikâyetler:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; Her Türk vatandaşının olduğu gibi Sn. Fırat’ın da şikâyette bulunma hakkı elbette bakidir. Hatta bu şikâyetini sonucunda aklandığı iddiaları hazırlayan müfettiş ile ilgili yapması bu haklılığının bir göstergesidir. Ancak aynı şikâyette bulunurken kişinin haksız mal edinmesi gibi ciddi bir ithamda bulunmadan önce çok iyi bir araştırma yapılmalıdır ki sonrasında yapılan soruşturmada suçsuz bulunmasının ağırlığını taşımasın. Çünkü Sn. Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi bu soruşturmayı talep eden kişi sade bir vatandaş değil, siyasetin en üst kademesini işgal eden bir zattır. Sadece bu sebepten dolayı daha CHP milletvekili aday adayı olmasını husumet sebebi görmemeliydi. Ancak soruşturmayı yapan müfettişin CHP ile olan organik bağının da başka bürokratlarda AK Partiden aday adayı oluyor gibi basit bir açıklaması olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Sayın Fırat’ın ortağı olduğu şirketin eroin kaçakçılığı yapması:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; CHP şimdiye kadar kamuoyuna sunduğu iddiaların birçoğunun gerçek dışı olduğu ortaya çıkmıştır. Ancak Şaban Dişli örneğinde olduğu gibi bazı ciddi ve mide bulandıran hususları da gündeme taşıdığını görmemezlikten gelemeyiz. Yukarıda bir müfettişin haksız mal edinmesi konusunda bir şikâyette bulunması konusunda dikkatsiz davrandığını söylediğimiz Sayın Fırat’ın yaptığından bin beterini yapan Sayın Kılıçdaroğlu, bu defa elinde hiçbir bilgi ve belge olmaksızın Sayın Fırat’ı uyuşturucu baronu olmakla itham edebilmektedir. İddiayı ispat iddia sahibinin görevidir. Sayın Kılıçdaroğlu burada ispatın yanından bile geçmemiş ve klasik CHP zihniyeti olan “at çamuru, tutmazsa izi kalır” kabilinden davranmıştır. Zira bu konuda kesinleşmiş mahkeme kararlarına saygı duyduğunu defalarca beyan etmesine rağmen konu olan uyuşturucu kaçakçılığının kişisel ve Sayın Fırat’ın ortağı olduğu kurumla ilgisinin olmadığını gösterir mahkeme kararına itibar etmemiş, iddiasında ısrarcı olmuştur. Üstelik suçu gizlediği ve kısmi olarak kabullendiğine delil gösterilen gazete kupürü ve sonrasında alınan noter tasdikli evrakın savunmasını da gayet makul şekilde yapılmasına rağmen ısrarcılık, aymazlığa dönüşmüştür. Bu konuda Sayın Kılıçdaroğlu’nun, Sayın Fırat’tan ciddi bir özür dilemesi gerekir, ama dilemeyeceğine eminiz. &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SNv5NSHV3-I/AAAAAAAABs0/OK5ibAvpuv4/s1600-h/292378.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5250063797226692578" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 144px" height="167" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SNv5NSHV3-I/AAAAAAAABs0/OK5ibAvpuv4/s200/292378.jpg" width="200" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Sayın Fırat’ın şirketinin hayali ihracat suçu işlemesi:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Ukrayna’ya yapıldığı iddia edilen hayali ihracat olayı Danıştay ve Yargıtay kararları ile kesinleştiği ispat olundu ki isnat edilen suç gerçekleşmemiş. Muhtemelen bunu öğrenen Sayın Kılıçdaroğlu konuyu büyük bir ustalıkla 2000 yılında verilen bir mahkeme kararı ile ilişkilendirdi. İlk iddianın iftiradan ibaret olduğu anlaşılmış oldu. İkincisi de zaman içerisinde ortaya çıkacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda özetlediğim tartışma ile ilgili en çarpıcı değerlendirmeyi ise M. Ali Birant yapmıştır. O da şöyle “bu tartışmanın kazananı olmamıştır, ancak kaybedeni Ak Partidir”. Bu iddiaların muhatabı olmak, suçlamalar karşısında savunma pozisyonunda olmak bile Ak Parti’ye sempati duyan biri olarak beni rahatsız etmiştir. Her seçimde tablonun ana unsurları olan kararsızların akıllarının ne denli karıştığını tahmin bile edemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar suni gündem yanında Abdullah Gül’ün yaptığı ABD gezisinin, Birleşmiş Milletler Geçici Güvenlik Konseyine 2009–2010 için üyeliğimizin nasıl oylanacağı, Kerkük referandumu ile ilgili yerel seçim yasasının aylar sonra Irak Parlamentosunda kabul edilmesinin, ABD yatırım bankalarının batması ile tetiklenen ekonomik krizin ülkemize etkilerinin es geçilmesi yazık oluyor. Bizim es geçmemiz affedilse de umarız Hükümet ve Bürokrasi es geçmiyordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: bu arada bazı bilinmezleri şöyle açıklayalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Müfterinin anlamı: Karalamacı&lt;br /&gt;2- Sayın Fırat’ın adının yazılışı: &lt;a href="http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/milletvekillerimiz_sd.bilgi?p_donem=23&amp;amp;p_sicil=5853"&gt;Dengir Mir Mehmet FIRAT&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;3- Şerefsiz: Şereften yoksun olan, onursuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erol Kalafat&lt;br /&gt;Düşünce Gazetesi&lt;br /&gt;http://duspress.blogspot.com&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-6941489243053230828?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/6941489243053230828/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=6941489243053230828' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/6941489243053230828'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/6941489243053230828'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/09/konuan-bo-trkiye.html' title='Konuşan (Boş) Türkiye'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SNv5EYjAo3I/AAAAAAAABss/g4ea1_OeAFA/s72-c/292375.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-8586357538501921098</id><published>2008-09-04T07:55:00.002+03:00</published><updated>2008-09-06T13:13:10.326+03:00</updated><title type='text'>Ergenekon Silahlı Kuvvetleri</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Türkiye’de bir gelenek halini aldı halkın verdiği yetkiyi halka karşı kullanmak. Üstelik bunu yine halkın bekası için yaptıklarını söyleyen aymazlar dolu etrafta. Kimisi eline aldığı adaletin kılıcıyla bir kolunu kesiyor özgürlüğün birde bacağını. Halkın iradesi mevta olmuş hey Türkiye,cenaze namazı Kandıra’dan kalkıyor. Şimdi sahneye TSK çıktı. Daha 1,5 ay içerisinde verdiğimiz 41 şehidimizin kanı dahi kurumamışken öyle bir iş yaptılar ki son zamanlarda azalan güvenimizi iyiden iyiye taban yaptırdılar. Mazide kaldı artık en güvenilir kurum TSK masalları. Onlarca akademisyene suikast yapmıştı, PKK’yı palazlandırıp 20 yaşındaki evlatlarımızı Dağlıca’ da şehit etmiş, sınır taburunun komutanı sanki hiçbir şey olmamış gibi kısa bir süre sonra içkili sazlı ve sözlü bir eğlencede gerdan kıvırırken görüntülenmiş, halkın masum ve saf dini duyguları ile alay edilmiş, insancıklara sarık ve tekke giydirip sahte şeyhler türetip sözüm ona inananların ipini pazara çıkartmak için türlü rezilliklere bulaşmış, iktidar hırsı için türlü Türk düşmanları ile ittifak etmiş pislikten daha pislik bir örgüte bulaşmış iki sözüm ona komutanı birde aymazlığa bakın ki TSK adına ziyaret etmişler. Sayın Başbakanımızda bu ziyareti insani olarak nitelendiriyor. Onun sırtında nasıl bir yumurta küfesinin olduğunu bilmemiz sebebiyle bu sözleri mazur görüyoruz. Ancak bu ziyarete türlü anlamlar yükleneceği malumken hiç utanmadan sıkılmadan terör örgütü liderliği ile suçlanan kişileri ziyaret ediyorlar. Gitsin o zaman PKK lideri bebek katilini de ziyaret etsinler de tam olsun. Malum onunda Ergenekon Silahlı Kuvvetlerine büyük emek harcadığı yeni ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki paragrafların ne kadar ağır ve kırıcı olduğunun farkındayım. Zaten hepsi hırsımdan fışkıran cümleler ki böyle hesapsız kullanıyorum. Ancak bu ziyaretin halkın vicdanında nasıl bir yara açtığının da anlatılmasının başka bir yolu yoktur. Tüm TSK yı bu ziyarete taraf olmakla elbette suçlayamayız. Ama Işık Koşaner’in devir teslim töreninde yaptığı konuşma gözlerimin önüne gelince daha böyle çok darbe yiyeceğimiz geliyor aklıma. Tüm devlet kurumları, bürokrasi, yargı, STK’lar ve medya Ergenekon meselesinde safını seçti. Şimdi sıra askerdedir. İlk emareler kötü olsa da beklide Eski TBMM başkanı Arınç’ın dediği gibi “onlara biraz zaman tanımalıyız”. Lütfen gerçek gündemimize dönelim, askerin silahını doğrultacağı yer bellidir. Biz hedefinizde değil yanınızda olmak istiyoruz. Artık bunu fark edin ve silkelenin…&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-8586357538501921098?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/8586357538501921098/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=8586357538501921098' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/8586357538501921098'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/8586357538501921098'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/09/ergenekon-kuvvetleri-komutanl.html' title='Ergenekon Silahlı Kuvvetleri'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-1392966395374846997</id><published>2008-08-23T23:09:00.000+03:00</published><updated>2008-08-23T23:10:22.048+03:00</updated><title type='text'>Devlerin bilek güreşi...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Devlerin bilek güreşi...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dünya 2. dünya savaşından beridir devam eden ve adına soğuk savaş denen dünya devlerinin bilek güreşine bir defa daha sahne olacak gibi görünüyor. 1990 sonrası dünyayı sahipsiz ya da sadece kendisinin egemenlik sahası zannıyla hareket eden ABD, çok değil 20 yıl öncesini hatırlamaya başladı. Afganistan’ı ve sonra Irak’ı belki boyu yetse İran’ı hükümranlığına katacak bu süper güç, eski bir süper güçte olsa Rusya karşısında bocalar gibi oldu. Oysa bu defa arkasındaki güç daha muazzam durmaktadır. Zira Avrupa’yı da büyük Rusya korkusu sarmış ve bu korku ile ABD ile birlikte hareket etmeye zorlamaktadır. NATO’nun genişlemesi ve füze savunma kalkanı projeleri ile Rusya’yı çevrelemeye çalışan gelişmiş ülkeler Gürcistan’ın yaptığı yanlış hamle ile rakiplerine hamle şansı vermişlerdir. Zaten Rusya’ın tepkisi de farklı olamazdı, tek çıkış yolu kendisine alenen saldırılması durumuydu ancak buna cesaret edecek bir ülke ve uygun konjonktür bulunmadığından dolayı dolaylı bir saldırıyı üstüne alınıp Gürcistan üzerinden gelişmiş ülkelere mesaj vermiştir. Üstelikte aynı kendisine verilmek istenen mesajın tarzında olmuştur cevabı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SSCB’nin 1980 den sonra çöküş sürecine girmesi ile birlikte Dünya’da tek süper güç haline gelen ABD, dünyayı ikiye bölmüştü. Kendisi gibi düşününler ve düşünmeyenler. Karşısındakilerin zaten karşısında durmaya mecalleri yoktu. Geleneksel manadaki savaşlarda desteklediğiniz devletin ordularını, silah, mühimmat, lojistik ya da bizatihi asker olarak destekler ve savaşı kazanmasına yardımcı olursunuz. Her ne kadar siz savaşın direk muhatabı olmasanız bile dışarıda kalmanın maliyeti taraf olmanızdan daha fazla yıkıcı olduğundan dolayı işinize gelen tarafın destekçisi olursunuz. Buraya kadar anlatılanların hepsi geleneksel savaşlar için edilen cümlelerdir. En azından büyük devletlerarasındaki savaşlar tarif edilen şekilde olmamaktadır. Dolayısıyla desteklemek ya desteklememekte klasik yöntemlerle olmayacaktır. Burada Türkiye’nin rolü kilit önem taşıyacağı gibi Türkiye’nin nasıl hareket etmesi gerektiği de taraflar arasındaki ateşin ne denli yükseğe yükseleceğinde de etkili olacaktır. Eğer Türkiye ABD ya da daha az kuvvetle ihtimal Rusya’nın yanında saf tutacak olursa orta vadede (10-15 yıl) sıcak çatışmalarında gerçekleşmesi hiçte uzak bir ihtimal değildir. Dolayısıyla kazananını olmayan bu savaştan en zararlı çıkacak olan aynı Irak meselesinde olduğu gibi biz olacağız. Tamamen tarafsız kalmamız belki süreci biraz olsun uzatacaktır ama ateşin derecesini düşürmeyecektir. Zannımca en akılcı politika diğer komşularımızla ve dünyanın çeşitli bölgelerindeki bizi ilgilendirsin ya da ilgilendirmesin sorunu bölgeler için izlediğimiz dış politikanın aynını devam ettirmek olacaktır. Bu politika bir arabulucu ya da hakem olmaktan ziyade anlaşmazlığın taraflarını diyaloga teşvik edecek kolaylaştırıcı bir roldür. Zira bu rolü Ortadoğu, Irak, Afganistan, Balkanlar, Kıbrıs gibi sorunlu bölgelerde oynamaktayız. Bizim dünyada konuşamayacağımız hiçbir devlet bulunmamaktadır. Hatta bu bütünün içine Ermenistan’ın da dahil edilmesinde bir sakınca görmüyorum. Onlarla diyalog kuramamamızın sebebi Ermeniler değil aramızdaki diğerleridir ki yakın zamanda onlarda aradan çıkacaklar. Bize ne Rusya’dan hayır gelir ne de ABD’den. Zaten biz birilerine yamanacak kadar aciz bir millet olmamalıyız. Üzerimize giydirilen bu gömleğin bize çok beden küçük geldiği son 10 senedir belli olmaktaydı. Son senelerde iyice silkelendik ve artık gömlek üzerimizde parçalanmaya başladı.  Artık tek doğrunun kendi ülke menfaatleri olduğunu, ötesinin yalan olduğunun bilincinde olan bir dış politika izlemeye başladık. Bağırsaklarımızdaki pislikleri temizledikten sonra geleceğe daha umutla bakan Türkiye bölgesi için ne kadar önemli bir güç olduğunu geçmişinden miras aldığı güçle ve devlet tecrübesi ile daha fazla gösterecektir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-1392966395374846997?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/1392966395374846997/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=1392966395374846997' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/1392966395374846997'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/1392966395374846997'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/08/devlerin-bilek-grei.html' title='Devlerin bilek güreşi...'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-6577303554882657129</id><published>2008-08-10T07:38:00.001+03:00</published><updated>2008-08-10T07:43:40.742+03:00</updated><title type='text'>Kafkaslar yanıyor</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SJ5xZw7qB6I/AAAAAAAABKs/8l2-rEd1fk8/s1600-h/adsÄ±z.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5232744504496883618" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SJ5xZw7qB6I/AAAAAAAABKs/8l2-rEd1fk8/s200/ads%C4%B1z.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Yıllardır gözümüz kulağımız Ortadoğu’da. Sanki savaşların ana kaynağı orasıymış gibi geliyordu bize. Oysa bu böyle değildi ve olmadığını da yavaş yavaş anlamaya başladık. Ortadoğu’yu önemli kılan şey dinsel tarihinin yanı sıra sahip olduğu zengin yeraltı kaynaklarıydı. Sebep olarak etnisite, din, sosyal yapı, ekonomik durum gibi kisvelere bürünse de asılın enerji olduğunu dünya biliyordu. Enerji orada var oldukça da bu savaşlar devam edecektir. Çünkü istikrarın olduğu bir bölgenin sömürülmesi imkânsızdır. SSCB’nin dağılması ile birlikte güçsüzlüğün vermiş olduğu çekingenlikle bağımsızlık hareketlerine seyirci kalmasına sebep olmuştu. Ama artık o eski çekingen ülke gitti yerine sahip olduğu enerji potansiyeli ile birlikte ne yaptığını bilen, ekonomisi yeniden toparlanmış bir Rusya geldi. Rusya’nın tedarikçi konumunda olduğu enerji piyasasında ithalatçı ülkeleri adeta parmağında oynatıyordu. 2005 yılında sözünü dinlemeyen asi çocukların doğalgazını 20 dolardan 230 dolara çıkartınca anladı dünya başına gelecek felaketi. Avrupa temiz enerji kaynağı doğalgaza o kadar kaptırdı ki kendini bu kaynağın sonsuza kadar sorunsuz şekilde akacağını düşünüyordu. Ne zamanki arz güvenliğinin önemini anladı ve siyasi olarak kendisi, askeri olarak ise ABD’nin de desteğini alarak kısmen Rusya’yı kuşatmak istedi. Ama iş bu kadar kolay olmayacaktı. Rusları SSCB’nin dağılması sonucunda etkisizleştirdiklerini düşündükleri için adımlarını biraz daha korkusuzca attılar. Ama Ruslar yine o bildiğimiz Ruslar olduğunu dünyaya ispat etti. Balkanlarda eskisi kadar nüfusları olmasa da ve Kosova’nın bağımsızlığına engel olamasalar da güçlerini Gürcistan’ı ve ona destek  verenleri cezalandırarak tatmin edebilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte yukarıda özetlediğim bu durum Güney Osetya’da yaşanılan çatışmayı çok iyi şekilde anlatmaktadır. Kimse bu savaşın Gürcistan ile Rusya arasında yaşandığını söyleyemez. Uzun süredir bölgeye kurmak istediği füze kalkanları ile gerilimi tırmandıran ABD, diğer taraftan Rusya’yı siyasi olarak kuşatmaya devam ediyordu. Bu gerilimin doğması için bir sebep gerekiyordu ve sebebi de yine ABD’nin kendisi yarattı. Ancak zararı ABD’nin benzer işler&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SJ5xo9saUAI/AAAAAAAABK0/uZrloWgWB3U/s1600-h/adsÄ±z.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5232744765620637698" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SJ5xo9saUAI/AAAAAAAABK0/uZrloWgWB3U/s200/ads%C4%B1z.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;inde olduğu gibi yine Türkiye çekecektir. O nedenle bizim sınırlarımız dışında da olsa bu çatışmaya bir şekilde son verilmesi için çaba sarf etmeliyiz. Çünkü yıllardır uğraş vererek elde ettiğimiz enerji koridoru olma vasfımız bir anda kesilebilir. Ermenistan ile yaşadığımız sorunlar sebebiyle Kafkaslara ve Türkî Cumhuriyetlere tek geçiş kapımız olan Gürcistan’da Rusların eline geçerse işte o zaman yeni ve tehlikeli bir süreç başlamış olur. Gerçi artık eski güçsüz Türkiye yok ama yinede biz kendi iç politikalarımızla meşgul olduğumuz, enerjimizi lüzumsuz yerlerde harcadığımız sürece, çizilen haritalarda söz sahibi olamayız. Dikkatli olmalıyız. Yoksa o kalemler bir gün Sivas’ın sonrasınıda  çizebilirler.&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-6577303554882657129?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/6577303554882657129/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=6577303554882657129' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/6577303554882657129'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/6577303554882657129'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/08/kafkaslar-yanyor.html' title='Kafkaslar yanıyor'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SJ5xZw7qB6I/AAAAAAAABKs/8l2-rEd1fk8/s72-c/ads%C4%B1z.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-9048438019020521668</id><published>2008-07-31T00:37:00.003+03:00</published><updated>2008-07-31T07:46:52.078+03:00</updated><title type='text'>Nerede kalmıştık…</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_SUqFt6CU18w/SJDgP1LjYaI/AAAAAAAABKk/nS8D9LvXuLQ/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5228925729955340706" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_SUqFt6CU18w/SJDgP1LjYaI/AAAAAAAABKk/nS8D9LvXuLQ/s200/images.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şubat ayından beridir yaşanılan süreç kısmen de olsa olumlu şekilde sonuçlanmış ve Anayasa Mahkemesini verdiği kararla birlikte artık ülkemiz gerçek gündemine geri dönmüştür. Neydi bu gerçek gündem? Gündemimiz artık gerçek anlamda Kürt meselesi, AB müzakereleri, Ergenekon süreci, ekonomi ve işsizlik sorunu olarak sıralayabiliriz. Dava süreci şimdilik bir şekilde 3. bir yol bulunarak atlatılmıştır. Ancak bu demokrasimizin yara almadığı ve hatta çıta atladığı yönünde değerlendirilmemelidir. Çünkü 1 ay sonra benzer bir dava ile karşı karşıya kalmayacağımızın bir garantisi bulunmamaktadır. %47 oy almış bir parti dahi böylesine hukuksuz bir süreçle karşılaşması bile halk iradesinin ne denli değersiz görüldüğünün açık bir göstergesidir. Bundan sonraki süreçte başka Anayasamız olmak üzere, Siyasi partiler kanunumuz ivedi şekilde değiştirilmelidir. Mevcut düzende TBMM’nin bile üzerinde bir siyasi iradeye ve hepsinden önemlisi güce sahip olan Anayasa Mahkemesinin daha düzgün bir yapıya kavuşturulması için adımlar atılmalıdır. Mahkemenin tamamen ortadan kaldırılması ya da işlemez hale getirilmesi kabilinden radikal ve gerçekçilikten uzak ihtimallerden ziyade üyelerinin daha bir halk iradesine tecelli ettiği şekilde seçilmesi ile yola başlanabilir. Çoğunluğun azınlığa tahakkümü gibi yol kazalarının önlenmesi gibi mantıklı kuruluş gerekçelerinin muhafaza edilerek üyelerinin çoğunluğunun meclis tarafından seçilmesiyle halk iradesinin mahkemede temsilinin kuvvetlendirilmesi sağlanmalıdır. Çünkü Cumhurbaşkanı her zaman halk iradesini yansıtmayabilmektedir. Abdullah Gül’ün belki tek başına iktidar olmuş bir partinin oyları ile seçilmesi bizi yanılgıya düşürebilir. Sebebi ise Sayın Gül’ü Cumhurbaşkanı seçen aynı meclis tabi ki farklı bir irade ile halkına tepeden bakan Ahmet N. Sezer’i de seçmiştir. Şimdi bu seçim halk tarafından yapılacak olsa da siyaset üstü bir kurumun siyasilerin ve dolayısıyla halkın tercihleri ile almış oldukları kararları hiçe sayma hakkını kendinde gören bir mahkemeye üye seçmesi siyaseten doğru değildir. Zaten buna yanlış dememek için bugün yaşananlardan bihaber olmak demektir. Yaşadığımız sürece bizi bu darbe dönemlerinde halkın iradesini tırpanlamayı amaçlayan –darbecilerin tercihleri itmedi mi? Şimdi gün kavga etmeden demokrasiye sahip çıkma günüdür. Tabi bu CHP lideri ile nasıl yapılır orası ayrı ir muamma. Baksanıza daha ilk sözü gerginliğin devam ettiği yönünde oldu. Bakalım ilerleyen günler bize ne gösterecek. Hayırlar getirmesi dileklerimle, hoşçakalın…&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-9048438019020521668?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/9048438019020521668/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=9048438019020521668' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/9048438019020521668'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/9048438019020521668'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/07/nerede-kalmtk.html' title='Nerede kalmıştık…'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_SUqFt6CU18w/SJDgP1LjYaI/AAAAAAAABKk/nS8D9LvXuLQ/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-2931797646187067144</id><published>2008-07-26T04:25:00.000+03:00</published><updated>2008-07-26T04:26:21.156+03:00</updated><title type='text'>Ergenekon Davası</title><content type='html'>1 yıldır gündemimizi meşgul eden Ergenekon Terör Örgütü Soruşturması en nihayetinde kovuşturma safhasına gelebildi. Şimdiye kadar kulis bilgileri ile haberdar olduğumuz soruşturmadan artık daha net bilgiler alabileceğiz. İddianamenin 13. ağır ceza mahkemesi tarafından kabulü ile birlikte ne denli kapsamlı bir soruşturma olduğu ortaya çıktı. Dava henüz iddianame safhasındayken atıp tutan Deniz Baykal hazretlerinin bile nutku tutulmuş ki savunma makamı olarak bir açıklama bile yapamadı. Ben uzunca bir süre açıklama yapamayacağını, yaptığı zaman ise çark edeceğini düşünüyorum. Çünkü davada iddia edilenlerin doğru olması bir yana ihtimal dâhilinde bile olması ana muhalefeti yöneten birini de altına alacak kadar ters rüzgâr doğuracaktır. Zaten umarız ki bu feveranın altından bu örgüt ile kan bağı çıkmaz. İşte o zaman vay Atatürk’ün partisinin haline. Sizi o zaman o yılardır sömürdüğünüz Atatürk bile kurtaramayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gece uzunca bir süre davanın satırbaşlarına göz attım. Yapılanmanın ne kadar büyük olduğunu Emre Aköz’ün bile dayanamayarak “ne kadar akıllı adamlar bunlar, tebrik ediyorum” demesinden anlaşılıyordu. Velhasıl kelam sonuna kadar haklıdır. TSK, STK, medya, mafya, PKK, Hizbullah ve İbda-C gibi ayrı yapılanmalara bile sızan, hatta bazılarını bizatihi kuran bu yapılanmanın vardığı noktanın bir sonrası devlettir zaten. Örgüt ne kadar iyi kurulursa kurulsun artık çoğulcu demokrasiyi özümsemiş bu halk bir daha darbe ya da benzeri girişimlere sessiz kalmayacaktır. Bu millet bir başbakan daha feda etmeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu saatten sonra artık herkesin aklını başına alması lazım. Bu davayı bir ayrıştırma vesilesi olarak görüp, davanın biran önce sonuçlanmasına yardımcı olmalıyız. Davayı sulandırmak için yapılan maksatlı yorumların yanında durulduğu zaman aslında memleketi itibarsızlaştırdığımızın farkına varmalıyız. Bir taraf adil yargının gereği olan isnat edilen suç ispat edilinceye kadar davalı masumdur ilkesine itibar etmeden sanki suçluymuşlar gibi toplum nezdinde sanıkları itibarsızlaştıracak yorumlardan kaçınılmalı, diğer taraf ise klasik sol deyimle devrim mücahitleri muamelesi yapmamalıdır. Yapmamız gereken tek şey yargılamanın sonucunu beklemektir. Ama sonuç her ne olursa olsun bu davadan çıkartmamız gereken çok dersler vardır. Öncelikle bu gibi kanunsuz yapılanmaların yetiştiği bataklıkların kurutulması için anayasanın derhal ve şartsız olarak değiştirilmesi gerekmektedir. Aksi taktirde şimdi başarıya ulaşmamış darbe bir sonrakini planlamaya başlamıştır bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazının devamı daha sonra gelecektir…..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-2931797646187067144?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/2931797646187067144/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=2931797646187067144' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/2931797646187067144'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/2931797646187067144'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/07/ergenekon-davas.html' title='Ergenekon Davası'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-553530760906833171</id><published>2008-07-08T22:39:00.003+03:00</published><updated>2008-07-08T22:47:57.705+03:00</updated><title type='text'>Çok güzel bir yazı...</title><content type='html'>Aşağıdaki yazı son zamanlarda yazılarını beğenerek takip ettiğim, yüzüne Samanyolu televizyonundan aşina olduğumuz Sayın Abdullah Abdulkadiroğlu'na ait. Bu güzel yazıyı siz değerli okuyucularım ile paylaşmak istedim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;SİZ KAÇ KİŞİYDİNİZ ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Hem millete hakaret et, hem de alık gibi halkın sana oy vereceğini san. İyi cesaret.Hakikaten helal olsun. Bu ne azim böyle ?Yeryüzünde millete hakaret ederek, milleti aşağılayarak iktidara talip olmak herhalde bir tek bizde vardır.Hem millete söveceksin, hem de ‘gel oyunu bana ver’ diyeceksin. Böylesi aklı tutuk siyaset anlayışını başka memlekette göremezsiniz. Ha bir de bu adamlar millete ettikleri hakaretten sonra alık gibi halkın kendilerine oy vereceğini sanıyorlar ya; pes ki ne pes.Hayatımıza güneş gibi doğmaya hazırlanan Tuncay Özkan, probleminin Ak Parti’ye oy veren 16 milyonla olduğunu söylüyor. ‘Biz kaç kişiyiz’ diyerek meydana inen Tuncay Özkan’ı sağdan say, soldan say, olmazsa okeye dön bir daha say topu topu 200 kişi dinledi haftasonu. Kendi avanesini çıkarırsan kalır sana taş çatlasa 100 kişi. Düş 100 kişiden simitçiyi, baloncuyu, bayrakçıyı, çiçekçiyi, şapkacıyı, sucuyu, nohut pilavcıyı… Kaldı mı 75 ?25 tane de sivil polis olsa. Kaldı 50. Bugün sokakta afedersiniz karakaçan öksürse herhalde ‘bu ne diyor’ diye 50 kişi dönüp bakar.Bu kadarcık cürmünle sen kalkacaksın ‘sorunum 16 milyon insanla’ deyip millete kafa tutacaksın. Eskiden Tansu Çiller ile Mesut Yılmaz çıkardı televizyona birbirlerine girerdi. Kıran kırana al misketlerini ver mektuplarımı kavga ederlerdi. Ama kozlarını birbirleriyle paylaşırlardı.Şimdi bu da yeni moda oldu. İktidara gelmek isteyen millete saldırıyor, milleti aşağılıyor, milleti küçümsüyor, milleti tehdit ediyor. Sonra da kalkıyor ‘bak senin aklın ermez, safsın, salaksın, kaz kafalısın’ gel beni seç diyor.Bırakın siz 16 milyonu da; Tuncay Özkan’ın Yeni Partisi, Baykal’ın CHP’si, Bahçeli’nin MHP’si bu seçimde neyi üleşeceksiniz onun hesabını yapın. 22 Temmuz’da ‘3 CHP’ye 1 MHP’ye’ diye kampanya yaptınız. ‘Kanalım CHP’nin emrinde’ diye organik ve tamamen duygusal bağlarınızı meydana döktünüz. Hatta rahmetli Ecevit’in, siyaset onur ve haysiyetini el üstünde tuttuğu DSP’sini bile kirli işbirliğinize yamadınız. Topunuzla tüfeğinizle geldiniz ama gördük ki sizden çatapat kadar bile halt olmadı. Şimdi herkes kendi başının çaresine bakacak. Onun için bırakın 16 milyonla hesaplaşmayı siz birbirinizin hesabını görün. Bırakın Ak Parti’ye oy verenleri, siz 3 sana 1 bana, 2 sana 2 bana hezimetinin hesabını görün. Ha bu arada siz bu hesabı görürken 16 milyon 20’ye çıkar mı ?Çıkar. Sandıkta alt edemeyeceğinizi masa başında yok etme hesabı yaparken millet size bir sürpriz yapar mı ? Yapar.Keser döner sap döner mi ?Hem de o biçim döner.Bu Tuncay Özkan’ın Yeni Partisi, 16 milyon oyu geri alacağım derken CHP’yi üzer mi ?Üzeer. Bu Tuncay Özkan’ın Yeni Partisi MHP’nin canını sıkar mı ?Sıkaar.Bu Tuncay Özkan siyasetin yeni Cem Uzan’ı olur mu ?Oluur.Peki bu Tuncay Özkan’ın Yeni Partisinden bir cacık olur mu ?İşte o olmaz.Sonuç ? Onu da sandıkta millet söylesin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.samanyoluhaber.com/yazar-108165.html"&gt;http://www.samanyoluhaber.com/yazar-108165.html&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-553530760906833171?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/553530760906833171/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=553530760906833171' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/553530760906833171'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/553530760906833171'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/07/ok-gzel-bir-yaz.html' title='Çok güzel bir yazı...'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-6287302851415525632</id><published>2008-07-07T22:52:00.003+03:00</published><updated>2008-07-07T23:22:26.463+03:00</updated><title type='text'>Ergenekon Terör Örgütü Soruşturması</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Ümraniye’de MKE tarafından üretilen ve TSK envanterine kayıtlı el bombalarının ele geçirilmesinden sonra derinleşen, adı önce Ümraniye soruşturması, sonrasında ise Ergenekon olarak değiştirilen, başlarda çete şimdi ise terör örgütü kapsamında ele alınan soruşturmada artık sona &lt;a href="http://bp3.blogger.com/_SUqFt6CU18w/SHJ1efeirqI/AAAAAAAABJ8/NJz6Q_zP4t8/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5220364084781952674" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_SUqFt6CU18w/SHJ1efeirqI/AAAAAAAABJ8/NJz6Q_zP4t8/s200/images.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;yaklaşılmakta. İğne ile kuyu kazmaktan farksız bu soruşturmada Türkiye’nin gündemine bomba gibi düşen gözaltı ve tutuklama kararları ardı ardına geldi. Eski Bilecik 2. Jandarma Er Eğitim. Tugay Komutanıyken emekli olan Tuğgeneral Veli Küçük’ ün tutuklanması ile sona yaklaşıldığı sanılan soruşturmada, İP Gen. Başkanı Doğu Perinçek ve ardından Cumhuriyet Gazetesi imtiyaz sahibi ve başyazarı İlhan Selçuk’un da aralarında bulunduğu kişilerin gözaltına alınmasından sonra dava daha farklı bir boyut kazandı. Öncesinde mafya-çete karışımı bir organizasyon görünümündeki bu örgüt aralarında Orgeneral rütbesinde ve son dönem yaşanılan siyasi çalkantıların mimarı olduklarını gizlemeyen 2 şahsın gözaltına alınması, daha sonrada tutuklanması neticesinde artık siyasi bir boyutta kazanmıştır. Bu boyutu kazanmasındaki en açık delili olarak “Ergenekon Terör Örgütü Soruşturmasına” dair görüşlerini, bu davanın avukatlığını yaptığını savunan ve eski birde avukat olan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın beyanları gösterilebilir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_SUqFt6CU18w/SHJ1oS58BHI/AAAAAAAABKE/7GmF0dR75WI/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5220364253205890162" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 134px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" height="126" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_SUqFt6CU18w/SHJ1oS58BHI/AAAAAAAABKE/7GmF0dR75WI/s200/images.jpg" width="134" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yaşadığımız bu süreç doğruları ve yanlışları ile birlikte devlet içerisinde açık bir savaş olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Daha önceki yazılarımda da değindiğim gibi bence bu kurumlar ve Ak Partisi değil, bürokratik oligarşi ile halk arasındaki bir çatışmadır. Bu çatışmanın bir taraf&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_SUqFt6CU18w/SHJ1oS58BHI/AAAAAAAABKE/7GmF0dR75WI/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;/a&gt;ının açık şekilde Ak Partisi olduğu bellidir. Diğer tarafın safları ise belli değil. Çünkü yıllardır devletin her yerine öyle bir nüfus etmişler ki nereye baksanız onlardan çıkıyor karşınıza. Kimi zaman eski kuvvet komutanı, siyasetçi, müsteşar, büyükelçi, bakan ya da başbakan olabiliyor bu kişiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ak Partisinin iktidar olması ile birlikte zaten bu savaş başlamıştı. Şimdiye değil örtülü şekilde devam eden bu savaş artık meydanlara inmiştir. Bu beyanlarımdan savcı Öz’ün ve ekibinin hükümet tarafından yönlendirildikleri sonucu çıkartılmamalıdır. Çünkü adaletin birilerinin güdümünden dağıtılmasına alışık olan Türk toplumu gerçekten aldığı gücü halka dayandıran bir anlayış gördüğü zaman hemen arkasında başka şeyler aramaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tutuklananların ya da gözaltında bulunanlara isnat edilen suçları işleyip işlemedikleri yargılamaların sonucunda elbette ki belli olacaktır. Ancak şunu da konuşmak gerekiyor; yaşanılan bu süreçte daha önce yaşadığımız kritik süreçlerde olduğu gibi Türk basını&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_SUqFt6CU18w/SHJ20RPQnbI/AAAAAAAABKU/7UQoRHzudPU/s1600-h/susurluk.jpg"&gt;&lt;/a&gt; yine çok kötü bir sınav vermiştir. Öncülüğünü Vakit gibi gazetelerin yaptığı bazı basın yayın kuruluşları zanlıları şimdiden suçlu ilan etmiş ve suçu sabit gibi yorumlarda bulunmuşlardır ve bulunmaktadırlar. Doğan grubu medyasına dâhil kuruluşlar ise Paşam, Ağam, Devlete hizmet etmiş kişiler gibi yerilmese bile &lt;a href="http://bp0.blogger.com/_SUqFt6CU18w/SHJ3IfCX6qI/AAAAAAAABKc/pmLG_x74qLI/s1600-h/susurluk.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5220365905729940130" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_SUqFt6CU18w/SHJ3IfCX6qI/AAAAAAAABKc/pmLG_x74qLI/s200/susurluk.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;övülmeyecek konumda bulunan kişilere değme methiyeler düzmüş ve düzmeye de devam etmektedir. Hatta bu kepazeliği Metris üzerinde helikopter uçurmaya, sanıkların avukatlarını canlı yayına çıkartıp bir nevi canlı yayında savunma yapmalarına kadar vardırmışlardır. Bu süreçte ilkeli yayınlardan dolayı Zaman gazetesi ve onun bayraktarlığını yaptığı bazı basın yayın kuruluşlarına bu vesile ile teşekkür etmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dava ile ilgili görüşlerime gelince. Zamanında değme yaygaralar kopartılmasına TBMM’de araştırma komisyonları kurulmasına, arkasında siyasi iktidar olmasına rağmen bir Tuğgeneral’i dahi bırakın gözaltına almayı ifade vermeye bile ikna edemeyen savcılar, şimdi Orgeneral rütbesindeki kişileri gözaltına alıp, onlara siz terör örgütü kurup yönetiyorsunuz diyerek tutuklanmalarını sağlayabiliyorlarsa burada durup düşünmek gerekiyor. Belli ki savcının elinde bu suçların ispatına yarayacak çok ciddi deliller var. Yoksa böylesi bir operasyonu gerçekleştirmek için deli olmak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu süreçte verilen beyanlara istinaden CHP’nin duruşu da son derece manidar. Muhalefet yaparak ya da eleştirerek iktidarı ele geçiremeyeceğini anlayan bu zihniyetin arka planda siyaset dışı yollara tama ettikleri zaten biliniyordu. Ancak bunu bu kadar aleni yapacakları ve foyaları ortaya çıktıktan sonra da savunma yerine hala propaganda yapabilecekleri doğrusuna bakarsanız benim bile aklımdan geçmiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu süreç belki huzurumuzdan ve refahımızdan bir şeyleri alıp götürecek, ancak kazandıkları ile daha nice yıllara umutlu bakmamıza vesile olacaktır. Şimdi tarafların tümünün üzerine düşen bu duruşmanın tam adalet ilkesi uyarınca sonuçlanmasına yardımcı olmaktır. Öyle senin çeten kötü benim çetem iyilerle bu iş olmaz. Aydınlık Türkiye’nin önündeki Susurluk ve Ergenekon benzeri örgütleri tasfiye etmedikçe bu millete huzur yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-6287302851415525632?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/6287302851415525632/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=6287302851415525632' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/6287302851415525632'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/6287302851415525632'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/07/ergenekon-terr-rgt-soruturmas.html' title='Ergenekon Terör Örgütü Soruşturması'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_SUqFt6CU18w/SHJ1efeirqI/AAAAAAAABJ8/NJz6Q_zP4t8/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-7157913236013869997</id><published>2008-06-05T20:22:00.001+03:00</published><updated>2008-06-05T20:24:36.847+03:00</updated><title type='text'>Köleler ve sahipleri...</title><content type='html'>Uzun yıllardır toplumda kanayan bir yara Anayasa Mahkemesinin son verdiği karar ile birlikte daha vehim bir hal almıştır. Bu kararı çok farklı açılardan yorumlayabilirsiniz. Mahkeme gündeminde olan AK Parti kapatma davasına zemin oluşturmak için alınan bir kararda diyebilirsiniz, partinin kapatılmaması için Mahkemenin karşıt görüştekiler için verdiği bir tavizde. Ya da Ak Parti ile bu ülkenin gerçek sahipleri arasında yapılan pazarlığın sonucunda feda edilen bir hak olarak yorumlayın. Neresinden bakarsanız bakın, bu karar bir defa daha Atatürk’e rağmen Atatürkçü olan zihniyetin bir zaferidir. Ne demişti önderimiz ve cumhurun temsil edildiği meclisine baş tacı yapmıştı bu sözünü; “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir”. Son durumda gösterdi ki bu bir palavradan ibaret. Ya önderimizin bu sözünü söz olmaktan çıkarıp uygulayacağız ki bu karar bunun öyle olmadığının açık bir delilidir ya da bu yazıyı alıp yerle bir edeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kararı ilk öğrendiğim zaman yaşadığım düş kırıklığının benzerlerini henüz 15–17 yaşları arasında olmama rağmen 28 Şubat sürecinde ve 2001 ekonomik buhranında yaşamıştım. O zaman demiştim benim memleketim bu olamaz, ait olduğum yer burası değil ve kendime yeni bir vatan bulmalıyım diye. Düş kırıklığı belki aynı ama artık tezahürü bu değil ve asla olmayacaktır. Artık ben 17 değil 29 yaşındayım ve kullandığım oyun, temsilcim olduğunu düşündüğüm zihniyetin böyle ayaklar altına alınmasına karşı sessiz kalamam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim gibi milyonlarca insanında benzer düş kırıklıklarının olduğunu tahmin ediyorum. Aynı Sayın Haşim Kılıç’ n da dediği gibi bu karar bazılarını sevindirmiştir. Ama bu sevinenlerin toplasanız biz kaç kişiyiz? Platformu üye sayısının 4 mislini geçmez. Onarda 5 milyon kişiler ki bu ülkede 77 milyonluk çoğunluğun yanında esamesi bile okunmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüreğim Prof. Dr. Türkan Saylan’ın bu ülkenin gerçek sahibi olduğunu öğrenmekten dolayı o kadar acıyla dolu ki kelimeler boğazımda düğümleniyor. Peygamberimize ve Yaratıcıya hakaret edenlerin bu toprağın gerçek sahipleri olduğunu görmek beni kahrediyor. Bir yanıp gidelim dese de diğer yanım daha verilecek mücadele olduğunu söylemekte. Ve ben o diğer yanımın peşinden koşmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben belki bir vatandaş olarak bu nevide duygusal tepkiler verebilirim, bu da çok doğaldır. Ancak hükümetin bu konuda son derece metanetli, vakar ve haysiyetli bir duruş sergilemesini bekliyorum. Bunu CHP istediği için değil ülkemizin gerçekten menfaati için yapmalılar. Gün aceleci adımlar atmanın günü değil. Susmamız vazgeçtiğimiz anlamına gelmesin. Ancak artık biran önce ülkemizin ekonomisini devam eden küresel krizden en az etkilenecek şekilde politikalar geliştirmenin, Güneydoğu Anadolu için başlatılan kalkınma hamlesinin tamamlanması, kutuplaşmanın sona erdirilmesi günüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Verilen bu karar için aslında çok daha uzun şeyler yazılabilir, çok şeyler söylenebilir. Ancak şu andaki ruh halim ancak bu kadarına el veriyor. Şimdi takkemi önüme koyup düşünüyorum, bu sürecin tüm tarafları da düşünmeli, ne ettik ne bulduk? Ne verdik ne aldık?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla,&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-7157913236013869997?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/7157913236013869997/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=7157913236013869997' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/7157913236013869997'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/7157913236013869997'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/06/kleler-ve-sahipleri.html' title='Köleler ve sahipleri...'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-2397364252956392394</id><published>2008-06-03T21:51:00.003+03:00</published><updated>2008-06-03T21:56:27.089+03:00</updated><title type='text'>Çuvalladık halkım, unutma bizi!</title><content type='html'>Son zamanlarda CHP' nin halinin nice olduğu gösteren çok güzel bir şiir. Yazanın ellerine, yüreğine sağlık;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batık CHP Marşı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamera açıkmış, ben ne yapayım&lt;br /&gt;Çuvalladık halkım, unutma bizi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cep telefonumu, nasıl kapayım&lt;br /&gt;Afalladık Halkım, unutma bizi !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırk yıl geçti, olamadık iktidar&lt;br /&gt;Bu halk bize, niçin kulağın tıkar&lt;br /&gt;Hökümet seçimde ton balık tutar&lt;br /&gt;Kefalladık halkım, unutma bizi !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bankamız var, gastemiz var, hepsi var&lt;br /&gt;Kankamızsa, derinde çuval kadar&lt;br /&gt;Kaderim bu, her mevsimde yağar kar&lt;br /&gt;Ufalandık Halkım unutma bizi !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzerim, gezerim, herşey sezerim&lt;br /&gt;Kırk yıl geçse, ne bıkar ne bezerim&lt;br /&gt;Tahminlerde yanıldık, hep bîzarım&lt;br /&gt;Hep sallandık halkım unutma bizi !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koruma altında, benim herşeyim&lt;br /&gt;Dört nalı buldum da, yoktur eşeğim&lt;br /&gt;Dünyada yok, yatacak bir döşeğim&lt;br /&gt;Yuvarlandık halkım, unutma bizi !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ozan Baykalov&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=323635"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=323635&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt; dan alıntıdır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-2397364252956392394?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/2397364252956392394/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=2397364252956392394' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/2397364252956392394'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/2397364252956392394'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/06/son-zamanlarda-chp-nin-halinin-nice.html' title='Çuvalladık halkım, unutma bizi!'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-4906136666745266536</id><published>2008-05-22T21:19:00.002+03:00</published><updated>2008-05-22T21:23:25.492+03:00</updated><title type='text'>Kimin için adalet...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt; &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SDW5wfhyy-I/AAAAAAAABJ0/puf3kf3SKII/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5203269187244575714" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SDW5wfhyy-I/AAAAAAAABJ0/puf3kf3SKII/s200/images.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Düşülen derin ve karanlık kuyulardan bir çıkış yolu, çalınan minarelere kılıf, alınan ve verilen ihalelere örtü olmuştur hep laiklik. Asker ne zamanki terörle mücadelemizde zaaf gösterse ve ne zamanki kurucumuzun asker olması sebebiyle elde ettikleri imtiyazlar sarsılsa Laikliğin yılmaz savunucuları olurlar. Yargı ne zamanki kanunsuz ve hukuksuz uygulamalarını gizleme gereği hissetse yine aynı terane. Devletin her kademesini babalarının çiftliği gören bürokrasi ağalarını unutmak onlara büyük haksızlık olur, unutmadım sizde Laikliğin iflah olmaz savunucularısınız. Sadece saydıklarım kadar da değilsiniz; “siyasette CHP, sendikacılıkta DİSK, tıbbiyede TTB” daha bu liste uzuyor gidiyor. Ama kimse bu kendini savunmaktan aciz lanet olmayası Laikliği kime karşı savunduğunu hiç söylemiyor. Söylediler ama belli ettiler. Karşısında oldukları Türkiye’nin ta kendisidir. Çiftçi Mehmet, asker Mustafa, bankacı Hasan, tamirci Erol ve tüm Anadolu insanıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlete, onun hükümetine, meclisine, değerlerine hiç tereddüt etmeden hakaret eden, hakir gören, küçümseyen, alay eden ve bunu da bildiriler marifetiyle yapanlara ve bu bildirilere sahip çıkan yardakçılaradır sözümüz: Şunu iyi bilmedirler ki bu yetkiyi halkın adına kullanıyorsunuz, verdiğimizi bildiğimiz gibi almasını da çok iyi biliriz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Mayıs muhtırasına dimdik durarak halktan aldığı gücü gösteren iktidar yine aynı vakarlı duruşunu sergilemiş ve bu bildirinin sahiplerine nerede durmaların gerektiğini hatırlatmıştır. Ancak bunlar dün anlamadılar, bugünde anlamaları pek mümkün değil. Şimdi seçim vaatlerinde başköşeyi süsleyen anayasa değişikliğini hayata geçirmenin tam zamanıdır. Ancak bu onlar istedi diye değil ama gereği olduğu için toplumsal bir mutabakat ile çıkartılmalıdır. %47 oy mutabakat için elbette yeterli değildir. Meclisin içinde ve dışında bulunan siyasi partilerin, kanaat önderlerinin, aydınların, STK ’ların, sendikaların görüşleri alınmalı, toplumun nabzı tutulmalı ve herkesimin “Oh” diyebileceği bir anayasa değişikliği yapılmalı. Yapılacak bu yeni anayasanın temel ilkeleri, özgürlük, fikir, vicdan ve inanç hürriyeti, ayrımcı değil birleştiricilik olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir noktadan sonra kabak tadı vermeye başlayan, verene de alana da bir şey kazandırmayan bu manasız didişmelerin son bulmasını, askeri, hükümeti, devleti ve milleti ile bir olan bir Türkiye’mizin olması temennisi ile…&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-4906136666745266536?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/4906136666745266536/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=4906136666745266536' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/4906136666745266536'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/4906136666745266536'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/05/kimin-iin-adalet.html' title='Kimin için adalet...'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SDW5wfhyy-I/AAAAAAAABJ0/puf3kf3SKII/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-6318514416169404678</id><published>2008-05-03T21:56:00.001+03:00</published><updated>2008-05-03T21:59:41.015+03:00</updated><title type='text'>Abdullatif Şener Vakası Üzerine...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SBy2BxYjLWI/AAAAAAAABJs/sQWHc93MugU/s1600-h/asener.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5196228211631140194" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SBy2BxYjLWI/AAAAAAAABJs/sQWHc93MugU/s200/asener.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İnsanların elbette ki zaman içerisinde fikirleri değişebilir. Herkeste bunu saygı ile karşılar, karşılamalıdır. Öncelikle Abdullatif Şener vakasına da bu hoşgörü penceresinden bakmakta fayda vardır. Sayın Şener’de 1991 yılından beridir içinde bulunduğu zihniyeti artık benimsemiyor, onların fikirlerini paylaşmıyor, dünya görüşlerini beğenmiyor olabilir. Buna kaba tabiriyle isterseniz döneklik deyiniz, isterseniz de devinim deyiniz. Tabi yaşanılan bu süreç geçmişte yaşanılanları eleştirmesine engel olmalıdır. İnsanın kendi kendini eleştirme özgürlüğünün var olduğu gibi bizimde Sayın Şener’i eleştirme hakkımız vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle yaşanılan bu değişime, maziye bu kadar sert eleştirilerde bulunmasına rağmen halan Ak Partisinin MKYK sın da bulunması “bu partiye herkesten fazla emeğim geçti” cümleleri ile açıklanamaz. Zaten açıklansa da kimse inanmaz. Muhalif olduğun bir örgütün karar organında yer almak hiç etik değildir. Bu durum bana ya kopamıyor ya da koparmak istiyor izlenimi uyandırıyor. Şener’in “uygun ortamın oluşmasını bekliyoruz” sözleri ise ne yöne doğru değiştiğinin açık bir göstergesi. Bu sözleri ile “hele bir ülke biraz daha karışsın o zaman bakarız” gibi, son derece ahlaksız bir bakış açısına sahip olduğunu gösteriyor. Siyasi partilerin her birinin tek bir amacı olmalıdır, Türkiye’nin menfaatleri. Bu menfaatler değişik yollardan hizmet edilebilir. Bunlar Liberalizm, Sosyalizm, Sosyal Demokrasi, Muhafazakâr Demokrasi, Marksizm vs. hangi siyasi düşünce ile yola çıkarsanız çıkın temel amaç halkın bekası olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi siz yola hele birde ülke bu siyasi kriz ortamındayken “kriz biraz daha derinleşsin” mealinde sloganlarla çıkarsanız yolunuzun sakat olduğunu en başta ifşa edersiniz. Siz ve eski arkadaşlarınızın içinde bulunduğu zihniyete halkın bu denli hüsnüzan göstermesini yegâne sebebi, sözde Sosyal Demokrat ya da Demokrat olup özde ülkenin kaynaklarını hortumlayan zihniyetten çektiklerinden sonra ilaç gibi gelmenizdendir. Maddi refahtan sonra sizden demokrasiyi yayınlaştırıcı, halkın egemen olduğu düzenin inşası için hamleler beklendi. Aynı beklenti Sayın Şener ve şu anda onun pozisyonunda olan kişiler içinde geçerliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarabın tadını da bilmende bir sakınca yoktu Sayın Şener, yeter ki birilerinin küflü ekmeğine yağ sürmeseydin. Biz seni bu farklı kimliğinle de seviyorduk. Ancak gün birlikte olmak, halkında yanında olmak günüydü. Oysaki sen bir akbaba gibi ülkemizi bölmeyi şiar edinmiş kişilerin dümen suyunda görünüyorsun. Öyle değilsen bile bilmelisin buradan böyle görünüyor. Umuyoruz ki ne için olduğunu bilmediğimiz sebeplerden dolayı bıraktığın Demokrasi ipine, yaptığın hataların bilincinde olarak daha sıkı sarılarak dönersin yuvana. Ertuğrul Günay’ları, Zafer Üskül’leri, Reha Çamuroğlu’ları sinesinde eritmiş bu zihniyet elbette senide sarmalayacaktır. Ancak şuanda söylediğin her söz bilmesin yaradır kalbimizde. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-6318514416169404678?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/6318514416169404678/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=6318514416169404678' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/6318514416169404678'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/6318514416169404678'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/05/abdullatif-ener-vakas-zerine.html' title='Abdullatif Şener Vakası Üzerine...'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SBy2BxYjLWI/AAAAAAAABJs/sQWHc93MugU/s72-c/asener.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-1485542771934337177</id><published>2008-04-28T22:02:00.004+03:00</published><updated>2008-04-28T22:22:29.865+03:00</updated><title type='text'>Büyük Hesaplaşma</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Ülkemiz karışmaya başladı. İşçi sendikaları bir yandan tansiyonu yükseltiyor, medya bir yandan, diğer yandan ekonomi baronları ve yargı elitleri. Tansiyonu düşürmek adına hiçbir şey yapılamıyor. Son dönemde ülkenin tansiyonu hep yükseklerde seyrediyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi 27 Mart muhtırası, 367 kararı, Danıştay saldırısı, Ümraniye’de bombalı ev, artan terör saldırıları 22 Temmuz seçimleri, hükümetin kurulması, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve nihayetinde Güneş Operasyonu. Tam taşlar yerine oturdu derken birden bire Ak Partiye kapatma davası, derken tüm dünyanın gıpta ile baktığı ekonomimize bir şeyler olmaya başladı. 57.000’i zorlayan borsamız şimdi 43,500’ler de. Döviz kurları tam da adına yakışır şekilde dalgalı bir seyir izlemekte. Derken Ergenekon soruşturmasında büyük gözaltılar. Cumhuriyet gazetesinin 83 yaşındaki başyazarı ve imtiyaz sahibi İlhan Selçuk’un gözaltına alınması ile gerilim tam anlamıyla zirveye çıktı. Baykal’a dokunmayanın bin yaşadığı sözde adalet aleminde, İlhan Selçuk’u gözaltına alan savcı Öz hain ilan edilirken, Ak Parti’ye kapatma davasını açan Yalçınkaya kahraman oluverdi. Üstelik bu tezatlıkları aynı cümle içerisinde kullanmaktan zerre tereddüt bile etmeden, sonsuz pişkinlik içerisinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim ne derse desin yaşanılan bu olaylara takılan tek bir ad vardır, o da Büyük Hesaplaşma. Cephenin birinde CHP’nin bayraktarlığında bürokratik elitler, Tanrıtanımaz materyalist rektörler, parasını halkın verdiği silahı halka doğrultmaktan tereddüt etmeyen omzu kalabalıklar, h&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SBYjiBYjLVI/AAAAAAAABJk/qjbetRmEDrk/s1600-h/polis_panzer.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5194378287612374354" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="149" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SBYjiBYjLVI/AAAAAAAABJk/qjbetRmEDrk/s200/polis_panzer.jpg" width="169" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;alkın adına adalet dağıtması gereken ancak zulüm reva gören topuzu kaçmış yargı mensupları, kargaşa ortamından nemalanan vurguncu zihniyetli, üretimden bihaber iş adamları ve halkı zavallı bir sürü olarak görüp onların kurtarılması gerektiğini söyleyip aslında başına çoban olmak isteyen Ergenekoncular, diğer yanda ise bütün bunların kursağından geçen ekmeğin, üstünde yaşadıkları vatanın, bindikleri arabanın, giydikleri takım elbisenin gerçek sahibi olan Halk. İşte bu Büyük Hesaplaşma da şimdi kılıçlar kınından, silahlar kılıfından çekilmiş vaziyette.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka sahnelerde oyansa da bu oyun, yöneten ve yazan aslında aynı. Cumhuriyet gazetesine bomba atan ile Askere mayın tuzağı döşeyen, Sarıkızcılar ile Ergenekoncular, İlhan Selçuk ile Hüseyin Üzmez, Antalya Üniversitesi ile Bağcılar Lisesi, Danıştay suikastçısı ile Baro başkanı bunların hepsi aynı. Arabesk müzik dinleyenler ile Rock müzik dinleyenleri ayrı uçlarda görürler, oysa şimdi Anadolu Rock adlı bir müzik türü var. İlk bakışta siyah ile beyaz gibi karşıt görünen bu tarafların, amaçlarını gerçekleştirdikleri durumda kazanan hep aynı olacaktır. Kazanımlarının birleştirdiği bunca karşıtın bir arada durmasına, ortak hareket etmesine aldanmayın. Baştan sakat doğan bu canavar, öküzün ölmesi ile birlikte kendi keşmekeşlerinde boğulacaklardır. Halkın engin sabrı da bundan ileri gelmektedir. Öküzün can çekişmesini heyecanla bekliyoruz. Ok yaydan çıkmıştır artık, önüne geleni delip geçmektedir. Belki yavaşlıyoruz ama durmak yok, durduğumuz yerde gerilmeye hazır 750.000 kilometrekare yay tarlaları mevcut. yolun ve bahtın açık olsun Türkiyem.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-1485542771934337177?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/1485542771934337177/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=1485542771934337177' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/1485542771934337177'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/1485542771934337177'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/04/byk-hesaplama.html' title='Büyük Hesaplaşma'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SBYjiBYjLVI/AAAAAAAABJk/qjbetRmEDrk/s72-c/polis_panzer.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-7530481112873538887</id><published>2008-04-20T17:48:00.004+03:00</published><updated>2008-04-20T18:39:32.699+03:00</updated><title type='text'>Der Tiguan (Yeni Tiguan)</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt; Volkswagen ailesine yeni bir otomobil daha geldi. Satışı Ağustos ayına başlayacak olan bu yeni model, arazi aracının avantajları ile şehir otomobilinin konforunu aynı anda yakalamak isteyenler için tasarlanmış mükemmel bir otomobil. Avrupa piyasasına çıkar çıkmaz yok satan bu otomobilin ülkemize gelişi VW sevdalıları tarafından dört gözle beklenmektedir. Piyasadaki bütün arazı otomobillerinin ebatları çok büyük olduğu içi&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SAtjj857iII/AAAAAAAABJc/PtOoDrLyL0o/s1600-h/gallery_interieur.Par.0015.Image"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191352464770304130" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SAtjj857iII/AAAAAAAABJc/PtOoDrLyL0o/s200/gallery_interieur.Par.0015.Image" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;n İstanbul gibi park sorununun hat safhada olduğu metropoller için ideal değillerdi. Honda, Toyota ve BMW markalarının bu boşluğu görmeleri çok uzun süremedi ancak talebe karşılık gelecek modeller üretemediler. VW yine kendine yakışanı yaptı ve Tiguan’ı piyasaya sundu. Meraklıları için İstinye Park’ta bulunan AutoMotion standında görücüye çıkan bu yeni otomobil daha piyasaya çıkmadan büyük ilgi görecek anlaşılan. Aracın önden bakıldığı zaman V şeklinde uzanan motor kaputu ve panjur araca kaslı bir görüntü vermekte. Nikelaj kaplama ön panjur otomobilin kalitesini yansıtıyor. İç dizaynı klasik VW dizaynı olmakla birlikte, malzeme kalitesi markanın lüks sınıf araçlarını aratmayacak nitelikte. Panel aydınlatmasında kırmızı ile mavinin mükemmel uyumu, ölçülü kullanılan nikelajlar ön panelde gözü yormuyor. Diğer modellerden farklı olarak dörtlü cam anahtarı açılı olarak ve açma ko&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SAtitc57iHI/AAAAAAAABJU/G_M9Jl1FNQ8/s1600-h/gallery_exterieur.Par.0009.Image"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5191351528467433586" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SAtitc57iHI/AAAAAAAABJU/G_M9Jl1FNQ8/s200/gallery_exterieur.Par.0009.Image" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;lu bölgesine konumlandırılmış. Park freni klasik el frenin olduğu bölgede ancak dokunmatik olmasının avantajı olarak çok az yer kaplıyor. Boşalan yer ise bardaklık ve eşya gözü olarak değerlendirilmiş. Oldukça ferah bir bagaja sahip olan araç arka koltuk üzerindeki kol dayamanın tamamen yatması ile rahatlıkla bir kayak takımını taşıyabilecek ergonomiye sahip. 1.4 litre hacmindeki TSI motor sağladığı büyük vergi kolaylığı ile ilk tercih olmayı çoktan hak etmiş. Sakın hacmine aldanıp küçümsemeyin, reklamın da olduğu gibi içine binip gaza bastığınız zaman yakaladığınız ivme ile isteseniz de küçümseyemezsiniz. Kısacası Tiguan enfes bir otomobil olmuş. 37.000 ile 45.000 Euro’dan başlayan fiyatlarla satılacak otomobile şimdiden hayırlı yolculuklar diliyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-7530481112873538887?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/7530481112873538887/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=7530481112873538887' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/7530481112873538887'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/7530481112873538887'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/04/der-tiguan-yeni-tiguan.html' title='Der Tiguan (Yeni Tiguan)'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/SAtjj857iII/AAAAAAAABJc/PtOoDrLyL0o/s72-c/gallery_interieur.Par.0015.Image' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-3110322957279873024</id><published>2008-03-11T08:02:00.002+02:00</published><updated>2008-03-21T23:42:24.444+02:00</updated><title type='text'>Hola Barcelona</title><content type='html'>Aylardır heyecanla beklediğimiz gezi nihayet gelmiş ve çatmıştı. Yeni yerler görmenin hazzı her dönem bir başkadır. İnsanda ufuk açıcı izler bırakır. Bu ister memleketimiz sınırları içinde olsun, isterse uzak diyarlar. Bu anlamda Barselona seyahati benim için önemli ve ikinci yurtdışına çıkışım olacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk seyahatim Almanya’ya olmuştu. İndiğimiz Hannover hava alanı nispeten İstanbul’u andırıyor olsa da Barselona hava alanının İstanbul’un yanına yaklaşmasına imkân dahi yoktu. Sanırım Atatürk Hava Alanı bu anlamda Türkiye’mizin gözbebeği desek yeridir. Gördüğüm her yeni yerde yaşadığım yerle arasındaki farklılıklara dikkat ederim öncelikle. Bu neden önce farklılıklardan bahsetmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barselona’da hiç üst ya da alt geçit yok, sokakta dolaşan köpekler, yerlere atılan izmaritler, yola ya da daha beteri kaldırıma parkeden araçlar, şehrin içine sıkıştırılmış sanayi bölgeleri, korna çalan taksiler, kaptıkaçtılarda yok. Kısacası şehrimiz İstanbul ile arasında bir hayli fark var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehrin miladı Olimpiyatlar. Bir meşale meğer nelere kadirmiş. Rehberimizin anlatımlarında en çok kurduğum ikinci cümleydi 1992 Barselona olimpiyatlarında yapılan bu yapı… Diye devam ederdi cümleler. Tabi bu cümleden sonra en çok kullandığı cümlenin ne olduğu merak uyandırmıştır. O cümle eğlence. Eğlenmeyeni dövüyorlar ya işte tamda o cinsten. Mutlaka aynı zamanda da eğlenmek ve gösteriler için kullandıkları bir mekan, bir salon, bir meydan bulunuyor her köşe başında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehrin diğer ve daha eski miladı ise Antoni Gaudi’dir ki yeni sanat akımının öncü mimarı olan bu zatın süslediği eserler gerçekten görülmeye değer. Özellikle La Sagrada Famillia sanatında doruk noktası sayılabilecek bir eser. Aslında bu eserin yapımı 100 yılı aşkın süredir devam ediyor. Muhtemeldir ki olayın gizi burada. İspanyollara göre belki de bu eser hiç bitirilemeyecek. Bir binanın ne kadar canlı olabileceğinin en somut tarifi olsa gerek bu yapı. Eserin hiçbir yerinde düz bir çizgi bulamazsınız. Rehberimiz bunu sanatçının sanat anlayışı ile özdeşleştirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de Barselona Avrupa’da Türklerin uğramadığı ender yerlerden biridir. Ama biz burada da Türklere rastladık. Hatta La Turka büfe de bir döner dürüm yeme imkânım oldu, her ne kadar Taksim Meydanındakinin yerini tutmasa da.  İstanbul’a da yapılması düşünülen dev bir akvaryumu gezdik. Balinalara hiç bu kadar yakın olmamıştım. Sonra şehrin simgesi olan, Katalanların tabiri ile Katalanların milli takımı diye tanınan Barselona Kulübünün stadı Camp Nou’yu görme şansımız oldu. Aramızda kalması koşuluyla aslında stadın içine küçük bir zamanlama hatasından dolayı giremediğimizi ve sadece mağazasında gezmekle yetindiğimizi söylemeliyim.  Zaten dışarıdaki atmosfer böyleyse kim bilir Avrupa’nın en büyük stadının içindeki atmosfer nasıldır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehirde yeraltı treni, taksi veya otobüslere binmenizi önermem. Eğer sağlığınız müsaitse yürümenizi, yorulursanız da sokakların arasında bulunan ve kaldırıma masa sandalye atan bir restoranda soluklanmanızı ve bir Çinlinin elinden kahve içmenizi öneririm. Siz sokak dediğime bakmayın, orada sokak arası kavramı bizim bulvarlara eşdeğer, siz düşünün artık oraya atılan masa sandalyeyi. Şehrin gürültüsünden sıkılırsanız yine Gaudi’nin eseri olan Güell Park sizin için iyi bir dinlence olacaktır. Ben iyi bir seyahat yazarı olamazdım. Yazmaktan çok gezmeyi seviyorum. 4 günlük gezide 4,5-5 de yatıp 7 de kalkıp saniyemizi dahi boşa harcamadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen sene Almanya, bu sene İspanya, bakalım seneye neresi, kim bilir belki Kapadokya…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-3110322957279873024?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/3110322957279873024/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=3110322957279873024' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/3110322957279873024'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/3110322957279873024'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/03/ola-barcelona.html' title='Hola Barcelona'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-7343964203432162181</id><published>2008-02-25T21:07:00.005+02:00</published><updated>2008-02-25T21:31:47.088+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Siyase'/><title type='text'>Kuzey Irak Sınır Ötesi Harekâtı ( Güneş Operasyonu )</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Neredeyse 1 yıldır konuşulan sınır ötesi operasyon, 21.02.2008 tarihli MGK toplantısının hemen ardından gerçekleştirildi. Nihayet demiyorum, çünkü operasyonu doğran sonuçlar çok acı oldu. Seçim zamanının hemen öncesinde peşi sıra şehit haberleri gelmeyi başladı, fitili asıl ateşleyen ise Hakkâri Dağlıca’ da ki terörist eylemdi. Verdiğimiz şehitlerimiz belki canımızı yaktı ama alı konulan askerlerimiz gururumuzu çok incitti. Hele ki askerlerimizin teslimatı esnasında bölücülerin yaptıkları şovlar, zamanın Devlet, şimdinin Adalet Bakanı M.Ali Şahin’in yaptığı “kurtulduklarına sevinemedim” açıklamasıyla milletin hissiyatına tercüman olmuştu. Uzun süren diplomatik çabalar, Başbakanın ABD başkanı Bush ile yaptığı görüşme, Irak ile yapılan heyetler arası görüşmeler nihayetinde hava kuvvetlerimizin 2007 yılının son günlerinde hava harekâtı için zemin hazırladı. Sonrasında kara harekâtı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/9_WBwvKiX9A&amp;amp;rel=" width="425" height="355" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazılı ve görsel medya halkı terörün bu harekât sonrası bitirileceğine yönelik ciddi beklenti içine girmesine sebep oluyor. Belki yapılan bu harekât gerçekten TSK için bir başarı öyküsü olabilir. Olumsuz hava koşullarında ve coğrafyada da harekât yapabilecek kabiliyete sahip olduğumuzun dosta düşmana ilanı da olabilir. Ancak bu yine de terörün bitirileceği anlamına gelmiyor. Zira şimdiye kadar yapılan en büyük sınır ötesi operasyonda 35.000 asker görev almış ve dikkat 500 civarında terörist etkisiz hale getirilmişti. En az sorumlular kadar sorumlu davranması gereken medya, harekâta gereğinden fazla anlam yüklemesi ile sorumsuz, operasyon boyunca en küçük kan göstermemesiyle sorumlu davranmıştır. Örneğini 11 Eylül saldırısında takındığı tavırla ABD medyası göstermişti, şimdi Türk medyasında sıra. Bu anlamda geçmişte basit kahramanlık psikolojisi ile terörist görüntülerini sanki mermi kovanlarından şafak yazar gibi sıralayan, sonra da bu görüntüleri ajanslara servis eden askerimizde büyük ders çıkarmışa benziyor. Zira yıllarca servis edilen bu görüntüler Avrupa’da büyük tepki çekmiş, haklı davamız oluşan bu sevimsiz ortam sebebiyle zarar görmüştü. Durumu iyi tahlil edip ders çıkaran askerimizi kutlamak gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terörle mücadelede uzun yıllardır PKK ile verdiğimiz mücadele sonrasında kendimizi tecrübe anlamında hep farklı bir yerde konumlandırdık. Aslında şimdi yeniden öğreniyoruz terörle nasıl mücadele edileceğini. Halkına, bölgesine, ülkesine yabancı komutanların kumanda ettiği, gece eğitimi almayan, henüz 20 yaşında toy delikanlıları, yıllarını o toprakta geçirmiş ve muhtemelen de orada doğmuş, elindeki silahın nasıl kullanılacağını komşularımızın ve müttefiklerimizin en seçkin birliklerinden öğrenmiş eşkıyanın karşısına çıkardık. Buna rağmen nice gerçek kahramanlık destanları yazıldı o coğrafyada. Yazılmaya da devam ediyor. Ama bugün askerimiz, devletimiz ve halkımız daha bilinçli, daha insancıl ve daha çözüm odaklı politikalar gütmektedir. Devletimiz terörle mücadele ederken, askerimiz teröristler, milletimiz ise onu besleyen bataklıkla ilgilenmektedir. Alacağımız her ne kadar çok yol olsa da ulaştığımız merhale takdire şayandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizdeki terör etnik ve bölücü terördür. Damarlarlarındaki kan Kürt milliyetçiliğinden beslenmektedir. Sürekli ezilmişliği, kalkınmamışlığı, ayrımcılığa uğramışlığı terörlerine bahane etmişlerdir. Durum ne PKK’nın ve DTP’nin iddia ettiği şekilde vahimdir, ne de resmi otoritelerin iddia ettiği gibi bir eşitlik söz konusudur. Elbette ki Doğuya göre Batı, Türk’e göre Kürt arasında farklı muamele olmuştur. Ancak aynı fark İstanbullu ile Kastamonulu, şehirli ile köylü, işçi ile memur, asker ile sivil, Atatürkçü ile muhafazakâr (birbirlerinin asla zıttı değildir, öyle gösterilmiştir) arasında da olmuştur. Ancak bu farklılıklar hiçbir zaman bir teröre yol açmamıştır. İşte buradadır ayrılıkçı terörün farklı yüzü. Ayrılıkçı terör geçmişte yapıldığı gibi sadece askeri önlemlerle önlenemeyeceği gibi, askeri ve ekonomik tedbirlerle de önlenemez. Alınacak önlemler ayrılıkçılığı askeri yönde sürdürenlere askeri ancak sempatizanlara ise sosyal politikalarla olmalıdır. Alınacak tüm tedbirler Kürt halkının Türkiye Devletine olan aidiyetlerini arttıracak cihette olmalıdır. Yoksa İstanbul’u Türk’lerden ve diğer halklardan ayrıştırın ve aynı ekonomik kalkınmışlıkla Diyarbakırlılara (sadece ayrılıkçılar kastedilmiştir) verin sanıyor musunuz ki ayrılıkçı söylemlerden vazgeçecekler? Hayır, vazgeçmeyecekler. Mücadelelerini elde ettikleri ekonomik güçle destekleyecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu anlamda atılan adımlar dikkatle seçilmelidir. Batıdaki halkı ayaklanmadığı için cezalandırmadan alınmalıdır önlemler. Bu anlamda kimileri asimilasyon dese de Türkçe eğitimin yanında Kürtçe eğitim, giyecek ve yiyecek yardımının yanında tiyatrolar, sinemalar, kültür merkezleri, üniversiteler götürülmeli bölgeye. Geçmişlerini ve en doğru haliyle ortak geçmişimizi hakikatli bilgilerle öğrenmeliler. Zaten öyle yapılmaya çalışıldığını da hayranlıkla gözlemliyoruz. Son zamanda yapılan çok yönlü girişimlerle bu terör belasının İnşallah ki bir 25 yıl daha bizimle yaşamayacağı anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözlerime burada son verirken Irak’ın kuzeyinde -20 derecelerde operasyon yapan Mehmetçiğe Allah’ın yardımcı olmasını diliyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-7343964203432162181?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/7343964203432162181/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=7343964203432162181' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/7343964203432162181'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/7343964203432162181'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/02/kuzey-irak-snr-tesi-harekt-gne.html' title='Kuzey Irak Sınır Ötesi Harekâtı ( Güneş Operasyonu )'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-5528295646191824885</id><published>2008-02-17T19:27:00.003+02:00</published><updated>2008-02-17T22:20:18.511+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Siyaset'/><title type='text'>Hoş Geldin Bağımsız Kosova</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/R7iUWogsdpI/AAAAAAAAAHs/Helr1WNUBhw/s1600-h/150px-Flag_of_Kosovo.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5168043688960226962" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 115px" height="114" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/R7iUWogsdpI/AAAAAAAAAHs/Helr1WNUBhw/s200/150px-Flag_of_Kosovo.png" width="150" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yugoslavya'nın dağılmasından sonra bu coğrafyadan ayrılan son devlet Kosova oldu. Böylelikle Büyük Yugoslavya'nın bir hayal olduğu ortaya çıkmış oldu. 1389 yılında 1. Murat ile başlayan Kosova ile tanışıklığımız bugünlere kadar gelmiştir. Kosova'nın bağımsızlık mücadelesinde en önemli kilometre taşlarından olan UCK Türkiye'de kurulmuş bir örgüttür. Bu anlamda Türk Milleti Kosovalıların bağımsızlık mücadelesinde Devleti &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/R7iUsIgsdqI/AAAAAAAAAH0/_ulEZUfM6Kc/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;/a&gt;ile arkasında olmuştur. Bugün bağımsız Kosova'yı tanıyacak ilk ülkeler arasında Türkiye de vardır. Barışçıl yollarla bağımsızlığı sağlamaya çalışan, kimilerine göre yılmaz pasifist, Balkanların Gandi’si ya da kendi deyimi ile Osmanlı İmparatorluğu kalıntısı “tarihi bir Müslüman” olan İbrahim Rugova bu mutlu günde Kosovalıların yanında olamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Balkanların ateşle imtihanı başladı. Sırpların ebedi dostları Rusya, bağımsızlık dalgasının kendilerini de yutmasından endişe eden Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İspanya bağımsızlığın kesin olarak karşısındalar. Mevcut durum hoşlarına gitmese de bu bloğun içinde yer almak istemeyen birkaç Avrupa ülkesi aslında bağımsızlığa karşı olsalar da şimdilik sessiz kalıyorlar. Bu blokta bölgelerindeki mevcut istikrarsızlıklarda uzlaşmaz tavırlarla çözümün önünü tıkayan liderlerin seçimlerde yenilgiye uğraması zayıflık gibi algılansa da, ağabey rolündeki Rusya halen sağlamlığını muhafaza ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim üzerimize düşen ise bağımsızlık mücadelesinde verdiğimiz desteği daha üst düzeyde bu yeni devlete vermeliyiz. Unutmamalıyız ki bizim o topraklarda atalarımıza karşı sorumluluğumuz var. Biz o bölgeye Rusya, ABD, AB ya da komşu Yunanistan'dan daha yakınız. Bu bölgedeki birçok ülkenin resmi dilleri arasında Türkçe vardır. Türk nüfus azınlık olmanın ötesinde asli unsurdur. Gelecek bizim istediğimiz şekilde şekillenmektedir, yeter ki biz bu fırsatı iyi değerlendirelim. Bulunduğumuz coğrafyaya hapsolmuş bir dış politika, temsilcisi olduğumuz geleneğin şanına yakışmaz. Bu anlamda yapacak çok işimiz var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni kurulan Kosova Devletinin kurumları ile gerçek anlamda bir devlet oluncaya kadar politik, askeri, sosyal ve maddi desteğimizi eksik etmemeliyiz. Balkanlar halen Avrupa'nın kapısıdır. 100 yıldır bu kapının dışına itilmiş olsak da, adı ister Makedonya, ister Arnavutluk, ister Bosna ve nihayet Kosova olsun, gün o kapının yeniden açıldığı gündür. Merhaba Avrupa, Hoş geldin Kosova… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="355"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/bo7Tz5D9suQ&amp;rel=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/bo7Tz5D9suQ&amp;rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-5528295646191824885?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/5528295646191824885/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=5528295646191824885' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/5528295646191824885'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/5528295646191824885'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/02/hogeldin-bamsz-kosova.html' title='Hoş Geldin Bağımsız Kosova'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/R7iUWogsdpI/AAAAAAAAAHs/Helr1WNUBhw/s72-c/150px-Flag_of_Kosovo.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-2584391559906640088</id><published>2008-02-12T22:07:00.000+02:00</published><updated>2008-02-12T23:53:59.524+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Siyaset'/><title type='text'>Demorasiyi sallama çay sananlara...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/R7H9ZYgsdnI/AAAAAAAAAHc/juWbfty7JVE/s1600-h/200px-Adnan_Menderes_Feb._3_1958"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5166188860088809074" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 108px; CURSOR: hand; HEIGHT: 146px" height="125" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/R7H9ZYgsdnI/AAAAAAAAAHc/juWbfty7JVE/s200/200px-Adnan_Menderes_Feb._3_1958" width="126" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ülkemizde siyaset yapmak gittikçe zorlaşmaktadır. Bu anlamda azıcık politikaya meraklı olan gençlerinde bu anlamda gönüllerinin kırıldığına eminim. Bırakın anayasa değiştirmeyi, yönetmelik değiştirmek bile yeri geldiğinde vatana ihanet sayılabilmektedir. Her düşünce akımının farklı bir vatan anlayışı var, gerisi haindir işte o kadar. Farklı fikir akınlarının birbirlerine bu kadar düşmanca baktığı bir ortamda temiz politikalar üretmekte olanaksızlaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta meclisimizde anayasamızın 10. ve 42. maddelerinde özde özgürlük, genelde ise yüksek öğretimde başörtüsü serbestliği hedefleyen değişiklikler mili mutabakat denilebilecek oranda oy alarak geçmiştir. Konumuz elbette ki başörtüsü sorunu değil. Zaten bu soruna geçen haftaki yazımda uzun uzun deyindim. Bu hafta değerlendireceğim konu ise ana muhalefet partisi CHP’nin Sayın lideri Deniz Baykal beyin “Anayasayı değiştiren, idamlığını hazırlar” ve ÇYDD başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan hanımefendinin “Bu ülkede bizim istemediğimiz hiçbir şey olmaz” sözleridir. İki ifadede de niyetlerin ayan edildiği malumunuz olmuştur. Bunlardan biri Cumhuriyetin ilk ve Atatürk’ün kurucusu olduğu partinin lideri, diğeri ise Çağdaş yaşamı şiar edinen bir derneğin başkanıdır. Söyledikleri ile adlarının yanlarındaki sıfatların ne kadar alakasız olduğunu, demokrasiye, halkın iradesine ne denli saygıları olduğu (olmadığı) böylelikle daha belirgin oldu. Oysaki seçim zamanında Sayın Profesörümüzün bu konuda esamesi okunmazken, Sayın Baykal Türbanın serbest kalması için nasıl çaba sarf edeceğini anlatıyordu. Ne zaman ki iş başa düştü, o zaman böyle yan çizmeye başladılar. Onların deyimi ile 1 metrekarelik örtüye ne de büyük anlamlar yüklediler. Ne rejimi kurtarabildik maazallah nede Atatürk ilke ve devrimlerini. Hepsi bireysel hak ve özgürlüğün peşi sıra gittiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gibi anlayışa sahip entelektüeller, bilim adamları, gazeteciler, işadamları, sanatçılar olduğu sürece ne özgürlük istenir bu ülkede ne de özgür olunabilir gibi umutsuzluğa düşmeye hacet yok. Yok ki ne yok. Gün 19.09.1961 değil, iktidarda da Rahmetli Menderes oturmuyor. Bugün daha medeni, bilgili, modern ancak bir o kadar da heyecanlı, vefalı ve inançlı bir milletin iktidar verdikleri oturuyor o koltukta. Bu defa sizin pençelerinize bırakmayacak kadar da sıkı tutuyor başa getirdiklerini. Artık sizin deyimizle köylü halk yok karşınızda, her olanın farkında bir millet var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan milleti bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam, aptal, sadaka delisi, zayıf ve aciz görenlere seslenmek istiyorum her geçen gün zayıflayan iktidarınız muktedir olmaktan çoktan vazgeçti, yakında yok olmaktan bakalım  kim kurtaracak. Bu perişanlıkta hala darağaçları ile yağlı urganlarla ne o milleti ne de seçtiklerini korkutamazsınız. Artık kendinize gelmenin vakti gelmedi mi? Saygılarımla,&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-2584391559906640088?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/2584391559906640088/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=2584391559906640088' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/2584391559906640088'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/2584391559906640088'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/02/demorasiyi-poet-ay-sananlara.html' title='Demorasiyi sallama çay sananlara...'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/R7H9ZYgsdnI/AAAAAAAAAHc/juWbfty7JVE/s72-c/200px-Adnan_Menderes_Feb._3_1958' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-115393999269736611</id><published>2008-02-08T23:54:00.000+02:00</published><updated>2008-02-11T10:27:03.778+02:00</updated><title type='text'>Başörtüsü sorunu (Ya dinin ya da özgürlüğün)</title><content type='html'>10 yıllardan beridir memleketimizde kanayan bir yara olan başörtüsü sorunu, nihayetinde bir anayasa değişikliği ile hallediliyor. 22 Temmuz seçimlerinde Ak Parti dönemini en acımasızca eleştirenler içerisinde bence 1. parti (kimine göre CHP birinci) olan MHP konu başörtüsü olunca tam mutabakat içerisine girmekten tereddüt etmemiştir. Peki, ama neden? 1982 ihtilalinden sonra yapılan bütün seçimlerde başörtüsü sorunu daimi olarak gündemin başköşesindeydi. Her seçim zamanı sağcısı, solcusu, laik olan, muhafazakâr olan bu sorunu ben çözerim diyerek attı hep nutuklarını. Sorunun çözülmesi namına tek bir somut adım atmamasına rağmen Ak Parti, iktidarından geçen 4,5 yılın ardından yapılan ilk seçimlerde de bu konuda konuşmamakta kararlıydı. Sonrasında her ne olduysa Sayın Başbakan Medeniyetler İttifakı toplantıları için İspanya'ya gitti, konu gündeme geldi. Seçim zamanı Ulusalcı (*), kızıl elma gibi hak etmediği yaftalar yapıştırılan, ancak seçim sattı mahallinde, istikbale gölge düşürecek endişesi ile bu anlamda ses çıkartamayan MHP, düştüğü bu derin kuyudan çıkması için uzatılan ilk ipe sıkı sıkıya sarıldı. İp deyince Bahçelinin attığı ip gibi boyna değil, avucun içine sarılan, insanı aşağı değil yukarı çıkaran bir ipti bu ip. Milliyetçi çizgiye çok uzak olan, yaşam tarzları, topluma bakışları, dünya görüşleri, sosyal statüleri, ahlak anlayışları apayrı olan bir kesimin bu görüşe yakın durması beklendiği gibi bu partiye çok fazla destek kazandırmadı. Bilakis belki alması gereken oydan çok daha düşük bir oy almıştır. Ancak konumuz elbette seçim sonuçlarının değerlendirilmesi değil. Konumuz, din ve vicdan hürriyetinin ülkemizde en çok işgal edildiği alan olan yüksek öğretimde başörtüsü özgürlüğü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle bu konudaki anti tezleri irdelemekle başlayalım söze;&lt;br /&gt;1- Laik düzenin temelleri sarsılmaktadır: Laikliği bir baskı unsuru olarak gören "laikçi" kesim bu kaygılarında son derece haklıdır. Bu anlamda yaptıkları bir "SUR" daha yıkılmaktadır. Dinin devlet işlerinden ayrılması ise laiklik, anayasanın başköşesinde durmaya devam ediyor, bu bağlamda endişeye mahal yok. Dinin devletten korunması, avamın eşit şartlarda yaşaması için orada durmaya da devam etmelidir. İnsanların örtünmesi ya da örtünmemesi laikliğe helal getirmez.&lt;br /&gt;2- Başörtüsü çağdaş bir kıyafet değil: Bulunduğumuz çağa uygun olmaksa çağdaşlık, bu çağda değişik mezheplere sahip olsalar, değişik coğrafyalarda yaşasalar ve değişik milletlere mensup olsalar da 1,5 milyar nüfusa sahip Müslümanların örtünme emrine icabet etmelerinden daha çağdaş ne olabilir ki?&lt;br /&gt;3- Başörtüsü siyasal bir simgedir: Eğer başörtüsü siyasi bir simge diyorsak temsil ettiği siyasi partiyi de işaret etmemiz gerekiyor. Bozkurt’u MHP ile, ellerin baş üzerinde kenetlenmesini ANAP ile, şaha kalkmış kıratı DP ile, ampulü AKP, güvercini DSP ve en nihayetinde 6 oku CHP ile özdeşleştirecek olursak başörtüsünü kime mal edeceğiz. Eğer CHP’nin başını çektiği muhalifler gibi AKP'nin simgesi yapacaksak başörtüsünü kendi içerisinde ve yine kendisine oy veren bu sözüm ona siyasal simgeyi kullanan seçmenlerini nereye yakıştırıyor acaba Sayın Baykal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda saydıklarım dışında daha bir noktadan sonra da akla ziyan onlarca gerekçeleri var muhaliflerin. Bize muhalefetin ne demek olduğunu unutturdukları için neyin olmaması gerektiğini söyledikleri halde, neyi önerdiklerini veya neyin olmasını istediklerini de söylemelerini beklemez olduk. Üniversitede fikir mülahazaları yapardık. Topluluk ikiye bölünür ortaya bir konu atılır biri muhalif diğeri destekçi olmak üzere tartışma başlardı. Sorunun ya da sorunun toplumun genel kabul görmüş bir cevabı varsa destekçi tarafın işin daha kolaydır. Burada doğru olduğunu bildiğim halde muhalif olduğum zamanlarda ne kadar zorlandığımı, Sayın Baykal'ı gördükçe daha iyi anımsıyorum. Hele birde zamanında meydanlarda başörtüsü dağıttıysanız, seçim otobüslerinde bu hanımlara (örtünen) yer verdiyseniz işiniz daha da zordur.&lt;br /&gt;Her fırsatta kafanıza kakarlar yaptıklarınız ile söyledikleriniz arasındaki tezadı. Daha bu tartışma bitmemişken, bizim mülahazalarda da bazen rastlanan mülahaza bittikten sonra inanmadıklarını savunanların, inanmadıklarına savundukları için inanmaları yan etkisi ile karşı karşıya kaldı DSP ve CHP. Birde minberden (meclis kürsüsü) cemaate (CHP milletvekillerine) ve külliye dışındaki (milletvekili olmayan konukları, TV seyircileri) zevata sarığını takıp, kuyruğunun ensesinden sallandıra sallandıra, lafı dolandıra dolandıra, milletin gözüne baka baka bunca boyundan büyük laf edince bundan dönmesi de çok kolay olmuyor. Eeee birde bunca hakaretten sonra bu insandan oy istemekte olmasa o zaman daha bir güzel olurdu siyaset.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yasanın meclisten geçeceği ilk tur sonunda aldığı yüksek oyla belli oldu. Ne Kamer Genç'in feveranıydı sıkıntı ne de Sıhhiye'de toplanan kalabalık, asıl sıkıntı meydanlarda ve kampüslerde yaşanacak. Büyüklerimizden gelen uyarıları ciddiye almalıyız. Bu durumun hazmı Hayrulnisa Gül hanımın başörtüsünü içlerine sindirmeleri kadar kolay olmayacaktır. Oradaki bireysel bir durumdur. O birey ki o statüko sahiplerinin koyduğu yasağa uymak zorunda kalmış, bu yasak vesile ile yüksek tahsil yapamamıştır. Ancak bu anayasa değişikliği buna kıyas bile edilemeyecek derecede toplumun bütün katmanlarını derinden etkileyecek bir durumdur. Dolayısıyla hazmı da kolay olmayacaktır. Bu aşamada tüm provokasyonlara karşı, muhalifi destekçisi çok uyanık olmalıyız, sıkılacak kurşunların açtığı deliklerden giren deniz suyu batırmayacaktır memleketi. Memleketi sakin olmaz ve sabır göstermezsek içine düşmemiz muhtemel ayrılıklar batıracaktır. Başta bu yasağın mağduru olup haktan yararlanacaklar olmak üzere özgürlüklerin yayılmasını isteyen her yurttaş çok dikkatli olmalıdır. Daha önce düşülen hatalara yeniden düşülmemeli. Yoksa korkarım ki insanlar inançları ile özgürlükleri arasında seçim yapmak zorunda kalacaklardır. Böyle olursa kazananın bizim olmayacağımız kesindir. Saygılarımla...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-115393999269736611?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/115393999269736611/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=115393999269736611' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/115393999269736611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/115393999269736611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/02/barts-sorunu-ya-dinin-ya-da-zgrln.html' title='Başörtüsü sorunu (Ya dinin ya da özgürlüğün)'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-4535549288106751573</id><published>2008-01-16T23:39:00.000+02:00</published><updated>2008-01-24T11:00:03.056+02:00</updated><title type='text'>Cemevleri ibadethane olmalı mı? (Tuzak)</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/R5eght1qrlI/AAAAAAAAAG4/6OM0-JnuJQE/s1600-h/zulfikar77b4f5mp6.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5158768399277010514" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 138px; CURSOR: hand; HEIGHT: 131px" height="149" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/R5eght1qrlI/AAAAAAAAAG4/6OM0-JnuJQE/s320/zulfikar77b4f5mp6.jpg" width="154" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;TDK sözlüğünde Alevi "Hz. Ali'ye bağlı olan kimse." olarak tanımlanmaktadır. Bu geniş tabiri ile her müslümanın alevi olmaması için hiçbir neden yoktur. Aleviliği şiar edinenlerin kahir ekseriyetinin inanç temeli Allah (c.c.), Hz. Perygamberimiz (S.A.V.), Hz. Ali (Ra.) , Ehlibeyt ve Oniki imam çerçevesinde gerçekleşir. Bu manada sünni (Sünnet ehlinden olan kimse.) olan her müslümanın Alevi inancını İslam'ın içerisinde görmesi gerekmektedir. Pek tabi kendisini İslam'ın dışında görmek isteyen kişilerde olacaktır, vardırda. Aleviliği genel hatları ile tanımladıktan sonra caminin tarifini yapmak zaruri oldu. Yine TDK ya başvurduğumuz zaman caminin "Müslümanların namaz kılmak için toplandıkları yer" olarak tanımlandığını göreceğiz. İfade çok açık, cami şii veya sünni için ibadet yeridir denmiyor. Müslüman kişi, İslam dinine teslim olmuş kişidir. Alevilikte İslam inancında bir kolsa bu kolunda ibadet yeri camidir. Bunun en büyük kanıtıda Tevbe(*) Sûresinin 18 . Ayetindeki &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;("Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur. "&lt;/span&gt; &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;) Allah kelamında ve namazın geçtiği 95 ayettedir. Cami tüm müslümanların ortak ibadet yeridir. Namaz Allah'ın şüphesiz emridir ki mezhepler farkı ile şekil itibariyle küçük değişiklikler göstersede her müslümanın Allah'ın huzuruna çıktığı andır namaza durulan anlar ve müminin miracıdır. Yerinin, mimarının veya kimin tarafından yapıldığının ve hatta yapı olmasının dahi önemi olmaksızın ibadetin yapıldığı temiz her mekan camidir. Bunun dışında kalan zümre tüm yapılar tekke, zaviye, mektep veya her ne derseniz odur. Ancak ibadethane değildir. Hristiyan ibadetini ibadethanesi katedral, şapel ve kilisesinde, yahudiler ibadetini havra ve sinagogunda .... müslümanlarda bu anlamda ibadetini camide ifa ederler. Şimdi sırf bir zümre istiyor diye cemevleri ibadethane stasünde sayılırlarsa bu en büyük yanlış olur. Bu durumda Mevlevihaneler, Külliyeler, Medreseler ve ayrı tutmak şartı ile giriş katlarındaki kilise evler ve vesairin cümlesi ibadethane olmalıdır. Laik devletin din ve mezhep ayrımı yapmaksızın aldığı vergilerle camilere destek olması elbette kabul edilebilir değildir. Bunun doğrusu sadece rızası olan müslümanlardan kesilecek vergilerle camiler imar edilmeli ve yaşatılmalıdır. Sırf camilerin imam ve vaizleri maaşlarını devletten alıyor, yerlerini belediye veriyor, elektrik ve su parasında indirim yapıyor ya da almıyor diye nevi şahsına münhasır alevi oldukları idiasındaki zümrenin (gerçek alevileri tenzih ederim) cemevlerini ibadethane statüsüne alınmasını istemesi en kolay yoldan çatışma doğurmak içindir. Ak Partide bu oyuna alet olur ve ucuz oy kaygısı ile bu taleplere itibar ederse O vakit ilk yapacağım iştir Karacaahmet Cemevinde öğlen namazına durmak. Alevi okurlarım sakın bu söylediklerime alınmasınlar bu talebi iletenlerin ne camiyle işleri oldu ne de cemevleriyle. Maksat evvelden hasıldı, şimdi daha âyan oldu. Maksat farklılıklarımızın zenginliğimiz olmasına değil, birbirimizi boğazlama sebebimiz olmasıdır. Başta alevi kardeşlerim olmak üzere bu oyuna gelmeyelim. Sözü devletinde, diyanetinde (din) ortak değerlerimiz olduğunu hatırlatarak sonlandırıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-4535549288106751573?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/4535549288106751573/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=4535549288106751573' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/4535549288106751573'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/4535549288106751573'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/01/cemevleri-ibadethane-olmal-m-tuzak.html' title='Cemevleri ibadethane olmalı mı? (Tuzak)'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/R5eght1qrlI/AAAAAAAAAG4/6OM0-JnuJQE/s72-c/zulfikar77b4f5mp6.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-3442619712764140731</id><published>2008-01-08T23:43:00.000+02:00</published><updated>2008-01-09T18:10:54.872+02:00</updated><title type='text'>Kürt sorununu doğru anlamak</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Kürt sorununu doğru anlayabilmek için bazı olguların kabul edilmesi şarttır. Kürtler vardır ve gerçektir, kürt sorunu Irak, İran, Suriye, Ürdün,Ermenistan, Yunanistan veya ABD'nin değil başlı başına Türkiye'nin sorunudur, her kürt PKK'lı değil, her PKK'lı kürt değildir, Kürtlerin hepsi ayrılıkçı değil, ayrılıkçı Kürtlerde uzaydan gelmemiştir, sorun sadece askeri veya ekonomik tebirlerle değil, bunların sentezi ile birlikte siyasal, psikolojik, sosyal politilarlarda desteklenen eylemler bütünü ile çözümlenebilir.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kürt sorununu anlayabilmek ve çözüm üretebilmek için yukarıdaki olguların hepsini kabul etmek gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu elitleri Selanik, İstanbul ve İzmir çevresinden yetişmiş, İTC (İttihat ve Terakki Cemiyeti) geleneğinden gelen ve herşeyden de önemlisi Anadolu'yu tam manası ile tanımayan kişilerden oluşmaktaydı. Anadolunun demografik yapısından habersiz olan beyin takımı, Fransız ihtilalinden sonra ortaya çıkan ulusalcı akımların fazlasıyla etkisinde kalmış olmalarından Cumhuriyetin temellerini Türk milliyetçiliği üzerine bina ettiler. Tarihi olayları dönemlerindeki  şartlarına göre değerlendirmek en doğrusu olsa bile, günümüzde yaşadığımız sorunların temelinde bu anlayışın yattığını kabul etmemiz gerekiyor. O dönemde Kürt kimliği dahil olmak üzere Anadolu'da yaşayan bütün etnik kimlikler reddedilmiş ve Türk olanlara Türklükleri hatırlatılmış, Türk olmayanlar ise Türk olduklarını kabul etmeye zorlanmıştır. O günün şartlarında her ne kadar ulusal söylemler revaçta olsada yeni Cumhurtiyetin hamuru sadece bu anlayışla karılmamalıydı. Yıllar boyunca bu coğrafyada bizi bir tutan İslamiyet ileri derecede ihmal edilmiştir. Bundan dolayıdır ki Cumhuriyetimizin ilk yıllarında çıkan onlarca isyanın büyük bir çoğunluğu etnik ve dini temellere dayanmaktadır. Artık aynı hataya düşmemek için yeterince bilinçlenmiş bir topluma ve anayurt Anadoluyu karış karış tanıyan yöneticilere sahibiz. Cumhuriyetin ilk kuruluş yıllarındaki anlayışın temsilcisi olan askeri erkanın en üst seviyesinde görevli Paşalarımızda artık bu durumu kabul etmişlerdir. İşte bu nedenle Kürt vardır ve gerçektir.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dünya üzerine yaklaşık 20-25 milyon civarında kürdün yaşadığı tahmin edilmektedir. Bu nüfusun 12 milyonu Türkiye'de, 5 milyonu İran'da, 5 milyonu Irak'ta, 2 milyonu Suriye'de ve 50 bini geçmeyen sayıda dünyanın farklı yerlerinde yaşamaktadır. Kürt nüfusun %95 in üzerindeki bir kısmı çoğunluğu Sunni olmak üzere, Alevi ve Şafi müslümanlardan, geriye kalan %5 lik kısmı ise Yezidi, Yahudi, Zerdüşt ve Hristiyanlardan oluşmaktadır. Kürt sorununu kabul ediyorsak bu sorunun kaynağınında Türkiye sınırları içerisinde olduğunu kabul etmemiz gerekmektedir. Kürtler kendilerileri ilk ihtiyaç duyulan dönemde Çaldıran savaşı esnasında ve aslında onun çok evvelinde Malazgirt savaşında Türklerin en yakın müttefiki konumundalardı. Zaten bu konuda PKK'nın en çok küfür ettiği kürt olan İdris Bitlisi'nin, Osmanlı-Safevi (bugünün İran'ı) savaşında Osmanlının yanında Kürt nüfusu organize etmesi dostluğumuza sabit bir delildir. En yakın örnek ise kurtluş savaşıdır. Dolayısıyla Kürtler bizim ezeli düşmanımız değil, bizatihi kader ortağımızdır. Bu zor coğrafyada kaderimiz birlikte yazılmış ve yazılmayada devam edilmektedir. Klişe olduğu için değil biz dostuz, kardeşiz ve akrabayız. "Akraba akrabanın etini yer, kemiklerini cebine koyarmış" özlü sözünde olduğu gibi varlığı şüphe götürmez gerçek olan aramızdaki sorunları yine aramızda çözmemiz başta Kürtler olmak üzere, hepimizin selametinedir. Yoksa ABD gelip bizim sorunumuzu çözemez, çözemediği gibi daha da karmaşık bir hale sokar, zaten soktu da.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;PKK denilen terörist yapılaşma Marksist, Leninist ve Sosyalist kökenlerden beslenen bir beyin takımı tarafından yönetilmektedir. Bu siyasal akımlarım hepsi dini bir dogmalar bütünü ve Karl Marx'ıun söylemi ile "din beyinleri uyuşturan afyondur" şeklinde tasvir eden bu anlayış Kürt halkının asla tamamını temsil edemez. Kürt halkıda kendilerini yönetme iddiasında olan topluluğun kendisinden ne kadar uzak görüşlere sahip olduğunu anlamaya başlamıştır. İşte bu nedenle Türk millliyetçiliği ile birlikte Kürt milliyetçiliğini şiar edinen tüm partileri bölgeden 22 Temmuz seçimlerinde temizlemiştir. Göreceksiniz ki yerel seçimlerde bu temizlik tamamlanacaktır. Son Diyarbakır eyleminden sonra saldırıyı üstlenen örgüt, Kürt vatandaşlarımızın öldürülmesinden dolayı STK'larının verdiği tepkiler sonrası geri adım atıp bocaladığının en açık ifadesi olarak "saldırı askeri aracaydı" şeklinde açıklama yapma gereği hissetmiştir. Tabi Kürt halkının buna cevabı "tamam o zaman sorun yok" olmayacaktır elbette.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;PKK etnik ve ayrılıkçı bir terör örgütüdür. Bu neviden terör örgütleri sadece askeri veya ekonomik tebirlerle çözümlenemez. Etnik terörün askeri önlemlerle çözülemeyeceğinin en iyi göstergesi Çeçenistan (Ruslara göre terör), ekonomik tedbirlerle çözülemeyeceğinin en iyi göstergeside İspanya/Bask (ETA) bölgesidir. Biri dünyanın en kuvvetli ordularından birine  karşı halen direnişini sürdürmekte, diğeri ülkenin en gelişmiş bölgesine sahip olmasına rağmen etnik terörden vazgeçmemektedir. Sorun daha geniş çerçevede, Devletin tüm birimlerinin mutlak mütabakatı ve desteği ile en az zarar verecek şekle dönüştürülebilir. Cumhurbaşkanımız Sayın Gül'ün deyimi ile "demokrası terörü bitirmez, ancak izole edebilir". Bu bağlamda terörü besleyen damarların kesilmesi sayesinde oluşan huzur ve güven ortamı bölge insanını ve ülkeyi şaha kaldıracaktır. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;2008 yılının daha fazla demokrasi, insan hakları, daha adil ve tarafsız bir anayasa, AB müzakerelerinde ilerleme, kardeşliğimizi pekiştirecek gelişmeleri beraberinde getirmesi temennisi ve saygılarım ile ...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-3442619712764140731?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/3442619712764140731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=3442619712764140731' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/3442619712764140731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/3442619712764140731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/01/krt-sorununu-doru-anlamak.html' title='Kürt sorununu doğru anlamak'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-667387061634892386</id><published>2008-01-04T22:03:00.000+02:00</published><updated>2008-01-07T09:16:53.535+02:00</updated><title type='text'>Kara kıtada nehirler kırmızı akıyor</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Bize Afrikalıların "medeniyet" ulaşmadan insanlıktan uzak bir yaşam sürdükleri öğretildi. Hatta o kadar beynimize kazındıki onların insanlıktan çıktıklarının simgesi olarak birbirlerini canlı canlı yedikleri söylendi. Kara kıta Afrika sözüm ona medeniyetle tanışalı 500 yılı aşkın zaman geçti aradan. Onca uğraşı ve çabalara rağmen bakın ki halen adam olamadılar. Olamadılar ki halen birbirlerini kesmeye devam ediyorlar. En güncel örnek Kenya'ya bakın. 35 milyon nüfuslu bu ülke 12 Aralık 1963'te bağımsızlığını ilan ettiği günden beri rahat yüzü görmedi. Ne zaman ki medeniyet çıktı (İngiltere sözüm ona bağımsızlık verdi) o topraklardan yine eski adetlerine geri döndüler. Sonra Sudan'a bakalım. 1 Ocak 1956'da onlarda İngiltere'den bağımsızlıklarını aldılar. Bu kadar örnekten sonra daha derin konulara girelim.&lt;br /&gt;Afrika zengin yeraltı kaynakları, verimli toprakları çalışkan insanları ve doğal güzellikleri ile "medeniyetin" ilgisini çekmişti. Ancak Afrika o dönemde sömürülmeye elverişli bir yapıda değildi. Güçlü bağlarla birbirlerine bağlı kabilelerden oluşan kara kıta, öncelikle suni ayrılıklarla parçalandı. Sonra ellerinden kültürleri alındı. Kimi Avrupa'da, kimi Amerika'da en acımasız koşullarda açlık ve sefalet içerisinde köleleştirildi. Sanayi devrimi gerçekleşip işgücü insanlardan makinalara geçinde angarya olarak görülüp katledildiler. Yaşadıkları coğrafyanın nimetleri köle olarak çalıştırıldıkları madenlerden canları pahasına sökülüp alındı. Sırf soylu hanımların gerdanlıklarını süslesin diye canlarını feda ettiler. 500 yıldırda etmeyede devam ediyorlar. 100 milyonları için mezar oldu kazdıkları madenler, Avrupanın icadı HIV vürüsü, başka kıtalarda çalıştırılmak üzere bindirildikleri gemilerin battığı okyanuslar. Bu ölümlerde dolaylı bile olsa bizimde mesuliyetimiz var. Avrupalılar ilk Afrika'ya çıktıklarında Akdeniz Osmanlı gölüydü. Akdeniz'de Osmanlı'dan habersiz oltayla balık bile avlanamazdı. Zaten o dönemdeki Fas, Cezayir, Tunus, Libya, Mısır'ın gelişmişlik düzeyleri malumdu. Oysa Osmanlı da fethettiği yerlere dinini götürüyordu. Ancak Avrupa dini götürüyor, insanlıklarını alıyordu. Özgür olmayanın dinide olamıyordu. Bizim ihmal ettiğimiz Hint ve Atlas okyanusunda Avrupalılar yerleştiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi tarih tekrar ediyor. Tükendiklerini sandıkları zenginliklerin hergün yenisini keşfediyorlar ve aynı piyes yeniden oynanmaya başlandı. Ama bu defa daha farklı şekilde. Şarkı eskidir ama daha moderndir artık, çünkü remiksi yapılmıştır ama altyapısı aynı. Afirika'da da plağa soykırım türküsünün remiks 45'liği konuldu, başladı ağır ağır dönmeye. Dünün terörist ülkesi Libya lideri Kaddafi Paris'in göbeğinde çadır kuruyorda bir Allah'ın kulu ne oluyor demiyor. Sudan'da milyonu aşkın kişi katledildi, biz halen Angeline Jolie nin evlatlığını konuşuyoruz. Ruanda da Tutsiler ile Hutu'lar birbilerinin soylarını kuruturken biz burgulu bambuların ne kadar enterasan olduğuna kafa yoruyoruz. 1800'lü yılların başında Osmanlı eyaleti Cezayir Amerika'dan vergi alacak kadar kuvvetliyken 1900 lü yıllara gelindiğinde Fransızlar tarafından 2 milyon evladını kaybeden Cezayir ağlarken biz bağımsızlık savaşçılarının hangi radikal dinci örgüte üye olduğunu öğreniyoruz La Figaro'dan. Sierra Leone'de 10 yaşındaki çocuklar askere gitmedikleri için elleri bileklerinden kesilirken, Demokratik Kongo Cumhuriyetinin 25 milyonluk nüfusu Belçikalılar marifeti ile 9 milyona düşünce biz ya Panda nesli ya da eşcinsellerin belediye başkanı olup olamayacağını tartışıyorduk. Avrupa'da ortalama yaşam süresi 80 leri çoktan aşmışken burada bazı ülkelerde 42'ye kadar düşmüştür, dünyanın en zengini Lüksemburglu ile Burindili arasındaki fark 1000 katından daha fazladır. Çok değil bundan 100 sene önce dünya nüfusunun sadece %7-8 i kadar olan Avrupa nüfusu dünya nüfusunun %80'nini sömürüyordu. Üstelik sadece paralarını değil, kanlarını bile. Şimdi bize mübadele esnasında yaşanılan trajedide yaşamını yitiren Ermenilerin hesabını soran Fransızlar, İngilizler, Hollandalılar, Almanlar, Portekizliler, İspanyollar, Amerikalılar öncelikle nehirlerinden halen oluk oluk kan akan bu Afrikanın vebalini ödesinler. Atalarımız ne güzel söylemiş "keser döner sap döner gün gelir hesap döner". Cümlelerime yüce kitaptan bir sure ile son veriyorum, ibret alana orada nice dersler vardır;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Bakara(*) Sûresinin 85 . Ayetinde&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. "&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-667387061634892386?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/667387061634892386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=667387061634892386' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/667387061634892386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/667387061634892386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/01/kara-ktada-nehirler-krmz-akyor.html' title='Kara kıtada nehirler kırmızı akıyor'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-6432961948038280538</id><published>2008-01-03T22:14:00.000+02:00</published><updated>2008-01-04T07:49:14.720+02:00</updated><title type='text'>Sebat göster Türkiye, gün yarın daha aydınlık doğacak.</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/R31CtY4juUI/AAAAAAAAAGw/zzK2WlqCX_w/s1600-h/diyarbakir1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5151346896322935106" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/R31CtY4juUI/AAAAAAAAAGw/zzK2WlqCX_w/s320/diyarbakir1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Bugün Diyarbakır şehrimizde bombalı araçla yapılan menfur saldırı ne Türk Silahlı Kuvvetlerine, ne Diyarbakır'lı Kürt kardeşlerimize yapılmıştır. Saldırının apaçık hedefi kardeşliğimizdir. 2007 nin son günlerinde yapılan sınır ötesi harekatlar, sınırlarımız içerisindeki dağlarımızda yapılan amansız takipler sonucu bunalan bölücü hainler, taban olarak gördükleri Kürt kardeşlerimizden kendilerine destek olacak bir açılım göremedikleri için sözüm ona ceza kestiler. Bu saldırıyı yapanlar bilmiyorlar mı ki şehrin göbeğinde yapılan saldırının ana amacı askerlerimiz olsa bile Diyarbakırlıların hedef olacaklarını. Bal gibi biliyorlardı ve bildikleri halde 700 çocuğun okuduğu ilköğretim okulunun hemen yanında bu saldırıyı yaptılar. Amaçları kardeşlik, barış ve huzur isteyen ve tüm aidiyet duyduları ile güzel Türkiyemize sımsıkı bağlarla bağlı vatandaşlarımızı bu menfur saldırı ile ayırmaktı. Şimdi daha fazla kenetlenmek zamanıdır. Terörün belini asıl şimdi kırabiliriz. Yapılan bunca mücadelenin elbette ki bir bedeli olacaktır. Bugün Kürt vatandaşlarımız ise belki yarında biz ödeyeceğiz bu bedeli. Şimdi daha birlik olma zamanıdır. Yapılan bu saldırılar örgütün taban kaydebettiğinin açık göstergesidir. Öyle olmasa ilk eylem (1984-1990) yıllarında olduğu gibi asker sivil ayrımı yapmaksızın katliam yapmaya kalkarlar mı? Gün askeri, muhalafeti, sivil toplum kuruluşları, patronları, işçileri ve bu memleketin sevdalısı olan hangi orijinden gelirse gelsin birlik olma günüdür. Görmek istediğimiz manzara, Edirne ne kadar bizimse (Türkü ile Kürdü ile) Diyarbakırın'da bizim olduğunu gösterme günüdür. İlk bakanlar kurulu toplantısının Diyarbakır'da toplanması için çağrı yapıyorum. Yok öyle olmaz derlerse devletin zirvesini yek vücut olduğumuzun göstergesi olarak Diyarbakır'da olmasını bekliyorum. Biz gönülden kardeşliğin (DTP kardeşliği değil) yanındayız. Bizi birleştiren öğeler, yapay ayrılık sebeplerinden çok daha fazladır. Gün bunu gösterme günüdür, dost zaten biliyor düşmanda unutamasın diye...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-6432961948038280538?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/6432961948038280538/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=6432961948038280538' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/6432961948038280538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/6432961948038280538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/01/inadna-kardelik.html' title='Sebat göster Türkiye, gün yarın daha aydınlık doğacak.'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/R31CtY4juUI/AAAAAAAAAGw/zzK2WlqCX_w/s72-c/diyarbakir1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-141301883151640197</id><published>2008-01-02T20:33:00.000+02:00</published><updated>2008-01-02T21:17:50.678+02:00</updated><title type='text'>Neron mu? Vatan haini mi?</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;Malumunuz üzerine 16 Aralıkta Tsk'nın sınır ötesi operasyonlarına "tepki" amaçlı, bölücü örgüt sempatizanı (artık militan oldular) kişilerin araç kundaklama eylemlerine şahit oluyoruz. Verilen tepkinin haksızlığı şüphe götürmez bir gerçektir, dile getireceğim konu da  zaten bu  değil. Konu medyamızın aymazlığıdır. Gerçekleşen kundaklama olaylarından sonra bazı gazetelerin attığı başlıkları dikkatinize sunmak istiyorum "&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;SABAH-28-Aralık-2007, Cuma-Neronlar 5 polisin özel aracını yaktı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;", "&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;Üniversiteli 'neronlar' yakalandı-SAMANYOLUHABER&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;", "&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;Yeni Şafak-Gündem-Kırmızı Honda'lı Neronlar-23.12.2007&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;", "&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;HABER34-Neronlar'dan DTP'yi yakacak itiraf&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;" ve daha niceleri...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;Yorumumun giriş kısmındaki "artık militan oldular" ifadesini dikkatle seçtim. Onların bu yaptığı sempatizanlığı aşıp, bu noktadan sonra militanlığa girmiştir. Peki bizim medyamızın bunu niteleme şekli nedir? Neron. Peki kimdir sizce bu Neron?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5150951012007393554" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 119px; CURSOR: hand; HEIGHT: 157px" height="140" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/R3vap44juRI/AAAAAAAAAGY/aq4IBE_Nk4o/s320/neron.jpg" width="108" border="0" /&gt;64 yılında hayâtının en büyük fikr-i sâbiti olan Roma’yı zevkine göre yeniden inşâ etmek için, Büyük Roma Yangınını başlattı. Yangın sonucu Roma’nın tamâmına yakını kül oldu. Suçu, Hıristiyan ve Yahûdîlerin üzerine atarak binlerce kişiyi katletti. Bundan sonra halkın önünde şarkı söylemeye, çalgı çalmaya başlayan Neron, nüfûzunu iyice kaybetti. Senato ve ordu, kendisini kundakçılık, kâtillik ve uygunsuz davranışlarda bulunma ile suçlayarak, başkaldırdı. Kendisine bağlı olanlar Roma’yı kan gölü hâline getirerek ayaklanmayı bastırdılar&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt; (&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;http://ansiklopedi.turkcebilgi.com/Neron&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; sitesinden alıntıdır.&lt;span style="color:#000000;"&gt;)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;Yukarıdaki satırlardan da anlaşılacağı üzere pekte hayırlı biri değildir. Ancak yaptığı eylemi akli sorunları sebebiyle yaptığı anlaşılmaktadır. İspatı ise halkın karşısına geçip eylenmesidir. Birde basınımızın tabiri ile bizim "Neron'lara" bakmak istiyorum. Tamamına yakını Üniversite mezunu, içlerinden biri Diyarbakır Öss birincisi, neyi, ne ve kimin için yaptıkları apaçık belli olan, hem anayasada, hemde BM sözleşmesinde yerleri (tanımlanmaları) terörist olan bu kişileri medyamız nasıl tasvir ediyor. Bir artniyet olduğuna imkan dahi vermek istemiyorum. Ancak öğrenilmesi gereken çok şey var. Hırant Dink saldırısı zanlısı O.S.' de bu tanıma göre pek ala bir "(Ali) Sütçü İmam" olarak tanımlanabilir. O'da bir Ermeni (Fransız askeri olan)  öldürmüştür en nihayetinde. Farkı görebilenlerde olmadı mı? Elbette oldu, teşekkürler aklı selim gazeteciler...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-141301883151640197?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/141301883151640197/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=141301883151640197' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/141301883151640197'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/141301883151640197'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/01/neron-mu-vatan-haini-mi.html' title='Neron mu? Vatan haini mi?'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_SUqFt6CU18w/R3vap44juRI/AAAAAAAAAGY/aq4IBE_Nk4o/s72-c/neron.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-5038376739067901015</id><published>2008-01-01T21:18:00.000+02:00</published><updated>2008-01-01T21:26:40.157+02:00</updated><title type='text'>Merhaba 2008</title><content type='html'>İnsan haber bültenlerini seyrettiği zaman, aslında halen öğrenmemiz gereken çok şey olduğunu farkediyordur. Bireysel olarak gelişmemizde çok bir anlam ifade etmiyor. Biz bir toplumuz. Toplum olarak geliştirmemiz gereken çok şey var. Yıllardır sportif başarılar sonrası sevinmeyi bilmediğimizle ilgili nice haberler izlerdik, sevinmeyi bilmediğimiz yönünde haberleri halen izlemeye devam ediyoruz mesela... Yok mu bunun bir çaresi diye soruyorum, yanıtlayamıyorum. Zira cezalar mı caydırıcı değil, yoksa sorun başka yerde mi? Bazımız bu haberlerin kasıtlı olarak gündemde tutulduğunu düşünebilir. Aslında bu durumun gündemde tutulmasının azalmasına olumlu bir etkisinin olmadığı gerçektir. Ancak görmememiz olmadığı anlamına gelmiyor. Uzun zamandır uğraştığımız bu bela umarım kanıksanıp bizim kültürümüz haline gelmez. Her kültür iyi ve faydalı olacak diye bir durum yok. Korkulanın olmaması ve bir sonraki sene yapılacak yılbaşı kutlamalarında aynı manzaralar ile karşılaşmamız dileğiyle, iyi seneler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-5038376739067901015?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/5038376739067901015/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=5038376739067901015' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/5038376739067901015'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/5038376739067901015'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/01/merhaba-2008.html' title='Merhaba 2008'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6945214854534250527.post-9222005674977490537</id><published>2008-01-01T15:58:00.000+02:00</published><updated>2008-01-02T13:35:50.466+02:00</updated><title type='text'>Kabe baskını</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Dost sohbetinde hacca giden bir büyüğümüzden duymuştum bu hadiseyi. Çok ilginç geldi ve derinlemesine bir araştırma yapmak istedim. Özetle hadise aşağıdaki şekilde gerçekleşmiş;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;20 kasim 1979 tarihinde, onde gelen suudi ailelerden birinin uyesi olan radikal sunni cuheyman ibni muhammed ibni seyf el uteybe&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; onderligindeki 500 kadar suudi hanedani karsitinin kabeyi ele gecirmesi ve hac farizasini yerine getirmekte olan yuzlerce insani rehin almasi ile gerceklesmis olay. Eylemin amaci, bati kuklasi olmus suudi hanedanini devirmek ve ulkenin bati ile olan butun baglarini koparmakti. İlk baslarda, soka ugramis suudi yonetimi pek bir sey yapamadi. Mekanin kudsiyetinden dolayi, silahli askerlerin mudahele etmesi fetvaya bagliydi. once bu fetva cikarildi, sonra Fransiz anti-teror timi goreve cagrildi. [Mekke'ye musluman olmayan insanlarin girememesine ragmen] kusatma yaklasik 2 hafta surdu. Olaylar sonunda, Kabe'nin denetimi Suudi hanedanina gectiginde, cogu Suudi asker olmak uzere 250 kisi olmus, yuzlerce kisi yaralanmisti. teslim olan 67 isyanci, suudi arabistan'in 4 buyuk sehrinde kafalari kesilmek suretiyle idam edildi..&lt;br /&gt;Hicri takvimle 1 Muharrem 1400’de vuku bulan olay. baskın sabah namazı esnasında gerçekleşmiştir. Baskının ardında Buud hükümeti bir bildiri yayınladı. “islam dininden çıkan bir zümre 1 Muharrem 1400 günü sabah namazını fırsat bilerek beraberlerindeki silah ve mermilerle birlikte Kabe’ye sızdılar.”Suud hükümeti, kraliyet muhafız birlikleri'nde 18 yıl görev yapan Cüheyman el-uteybi önderliğindeki devrimcileri dinden çıkmakla suçlarken , eylemciler de hükümeti batı’nın kuklası olmakla itham ediyordu. Baskın tamamen Suud ailesine karşı bir gövde gösterisi niteliğindeydi. baskın gerçekleştikten sonra ise Kabe’nin dışındaki devrimciler ise Ebu kubays dağında mevzilendiler. devrimcilerin isteği mevcut monarşi rejiminin sona ermesi, batı ile olan ilişkilere son verilmesi, Amerika’ya yapılan petrol ihracatını durdurarak ülkenin ihtiyacı kadar üretim yaparak milli servetin heder edilmemesiydi. Suud hükümeti ise bu olayı halka ısrarla “bunlar islamiyetten çıkmış bir topluluktur” diye yansıttı. aynı günlerde Washington Post gazetesi ise; “mescid-i haram’a silahlı saldırı, Suud hükümeti ve iktidara doğrudan bir meydan okuma sayılır. Olayı, güvenliğin hakim olmasıyla sona erecek bir vaka şeklinde değerlendirmek çok büyük bir yanlışlıktır.” diye haber etti. Olayı Türkiye gazetesi “mekke işgal edildi” diyerek sürmanşetten duyurdu. Tercuman ise “harem-i şerif’e menfur tecavüz” diye manşet attı. bütün bunlar olurken olayın taraflarından Suud hükümeti ilk defa bu derece bir çıkmaza girmişti. Bu kumpastan kurtulmak için öncelikle sert tedbirleri günlük hayata yansıttılar. Mekke, Medine ve Taif’de sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Amerikan büyükelçiliği önündeki güvenlik çemberi genişletildi. Gazetecilerin, devrimcilerle temas kuramamaları için Beytullah çevresine girişleri engellendi ve hava alanlar kapatıldı.tedbirlerin ardından, sıra çok kanlı bitecek olan operasyona gelindi. Öncelikle Kabe çevresindeki yerleşim yerlerinde sâkin vatandaşlar, şehir dışına götürüldü. Devrimci mevzilerinin bulunabilmesi için uçaklarla keşif uçuşları yapıldı. bu uçaklar, devrimcilerin üstüne zehirli gaz bombaları yağdırdı. Bütün bunlar olurken devrimciler de üç bin askeri öldürerek karsılık verdiler. Son ve öldürücü darbeyi yapmak işi Vinell şirketinin ölüm timlerine tevdi edildi. Bu timler, Suud askerlerinin kıyafetlerini giyerek kabe’ye girdiler. baştaki silahlı çatışmaların ardından içeri sızan tim, mescid i haram’ın meydanına zehirli gaz sıktı. bunun üzerine birçok devrimci bodrum kata kaçmak zorunda kaldı. bodruma siginanlarin birçogu üzerlerine fiskirtilan zehirli su sayesinde etkisiz hale getirildi. baskınla ilgili bir diğer not ise ölüm timinin Ecyad kalesinden ve kalenin altında bulunan tünellerden faydalanmasıdır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6945214854534250527-9222005674977490537?l=duspress.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://duspress.blogspot.com/feeds/9222005674977490537/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6945214854534250527&amp;postID=9222005674977490537' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/9222005674977490537'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6945214854534250527/posts/default/9222005674977490537'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://duspress.blogspot.com/2008/01/kabe-baskn.html' title='Kabe baskını'/><author><name>Erol Kalafat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08609393837881390672</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
